Haber ’ Kategorisi icin arsiv

Cem Aydın

Cem_Aydin_Danimarka-oldurulan_Turk

Bundan tam iki hafta önce bugün 19 Ocak Perşembe akşamı saat 21.21 sularında oturduğu evin önünde saldırıya uğrayarak komaya giren ve ardından hayatını kaybeden Cem Aydın’ın cenazesi toprağa verildi. Başkent Kopenhag’daki Müslüman mezarlığına defnedilen Cem’in cenaze törenine yüzlerce kişi katıldı.

Bu arada Cem’in ölümünün üzerinden iki hafta geçmesine rağmen katillerinin bulunamaması gurbetçiler arasında öfkenin artmasına sebep oluyor.

Cenaze töreni için tıklayınız.
Haberin videosunu izlemek için burayı tıklayınız.

Print Friendly

Sinem-etraf.info

A. Bir mal satın alırken nelere dikkat etmelisiniz?

1) Bir mal satın alırken gerçekten bu mala ihtiyacınız olup olmadığını düşününüz.
2) Satın alacağınız malın fiyatının bütçenize uygun olup olmadığına bakınız.
3) Malı teslim almadan sözleşmeyi imzalamayınız ve peşin ödemede bulunmayınız.
4) Alacağınız malın sağlam ve ayıplı olup olmadığına dikkat ediniz.
5) Taksitli olarak kapıdan ve kampanyalı mal satın alırken, hazırlanan sözleşme metnini imzalamadan önce mutlaka okuyunuz.
6) Sözleşme kağıdında aşağıdaki bilgilerin bulunmasına dikkat ediniz.
a) Satıcının adı, ünvanı ve adresi,
b) Sözleşmenin düzenlendiği tarih (Sözleşmeye geçmiş tarih atılması cayma hakkını ortadan kaldırdığından geçmiş tarih atılmadığından emin olunuz.)
c) Satın alınan malın cinsi ve miktarı,
d) Malın teslim tarihi, (malı teslim almadan tarih atmayınız)
e) Malın peşin fiyatı, taksitli fiyatı ve faiz oranı.

B. Yasal Haklarınız:

Yalnızca kapıdan, posta ve katalog yoluyla yapılan satışlarda;
1) Hiçbir gerekçe göstermeden bir malı teslim aldığınız tarihten itibaren ( 7 ) gün içinde kabul etmek veya reddetmek hakkına sahipsiniz.
2) Malı almaktan caydığınızı yani “Cayma Bildirimini” satıcıya 7 gün içinde iadeli taahhütlü mektupla, noter aracılığıyla gönderilen ihbarname ile veya bizzat elden teslim ederek ulaştırabilirsiniz.
3) Satın aldığınız malın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde, malın teslim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde satıcı firmaya başvurarak malın değiştirilmesi, ödediğiniz bedelin iade edilmesi, ücretsiz olarak onarılması veya ayıbın neden olduğu değer kaybının bedelden indirilmesi haklarından birini talep edebilirsiniz.
4) Satıcı tercih ve talep ettiğiniz seçeneği yerine getirmekle yükümlüdür.
5) Satın alınan malın ayıbı gizli nitelikte ise, hakkınızı aramak için kanuni süre 2 yıldır. (Gizli ayııbnı ispat edilmesi gerekir.)

C. Sorunlarınız için başvuru:

Satın alınan mal veya hizmetle ilgili olarak satıcılarla aranızda çıkabilecek sorunların çözümünde; Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine veya Tüketici Sorunlarına bakmakla görevli mahkemelere başvurabilirsiniz.

a. Başvurular, uyuşmazlık konusunu içeren dilekçe ve delil oluşturan ilgili belgelerle birlikte Hakem Heyetlerine yapılır. Hakem Heyetleri Kaymakamlık ve Valilik bünyesinde bulunmaktadır.
b. Kapıdan satışlarla ilgili uyuşmazlıklarda tüketicinin bulunduğu yerdeki Hakem Heyetlerine,
c. Diğer uyuşmazlıklarda ise mal ve hizmeti satın aldığınız satıcının bulunduğu yerdeki Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlıklarına başvurulur.

D- Öneriler:

1. Çocuklarınızı ve ailenizi bilinçli bir tüketici olarak yetiştiriniz.
2. Satın aldığınız dayanıklı tüketim malları için Garanti Belgesi almayı ve onaylatmayı unutmayınız.
3. Satıcıların aldatıcı ve yanıltıcı sözlerine kanmayınız.
4. Eğer bir mal satın almışsanız ve sorunlarınız varsa hiç zaman kaybetmeden yasal sürede ilgili hakem heyetine müracaat etmeyi ihmal etmeyiniz.

Sinem

Print Friendly

2012 YGS Başvuruları

26 Aralık 2011 tarihinde başlayacak olan 2012 YGS başvuruları 6 Ocak 2012 tarihinde sona erecek. Sınav 1 Nisan 2011 tarihinde yapılacak.
YGS sonuçlarının açıklanmasından sonra üniversiteye geçiş için 2. basamak sınavı olan 2012-LYS başvuruları ise 24-30 Nisan 2012 tarihleri arasında olacak.

Sınav, 1 Nisan 2012’de yapılacak. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 2012 sınav takvimini açıkladı. Buna göre, 2012-YGS’ye başvurular 26 Aralık’ta başlayacak, 6 Ocak 2012’ye kadar devam edecek. Sınav, 1 Nisan 2012’de yapılacak. Sınav ücreti ise 35 TL olarak açıklandı.

2012 Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-1 (Matematik) ve LYS-5 (Yabancı Dil) 16 Haziran 2012; LYS-4 (Sosyal Bilimler) 17 Haziran 2012; LYS -3 (Edebiyat-Coğrafya) 23 Haziran 2012; LYS-2 (Fen Bilimleri) 24 Haziran 2012’de yapılacak. 24-30 Nisan 2012 tarihlerinde başvuruları alınacak bu sınavların ücreti ise 20 TL olarak belirlendi.

Öte yandan, 2012-ALES İlkbahar Dönemi Sınavı, 13 Mayıs 2012’de yapılacak. Sınav başvuruları, 26 Mart-4 Nisan 2012 tarihlerinde yapılacak. 2012-KPDS İlkbahar Dönemi Sınavı, 20 Mayıs’ta gerçekleşecek. Sınav başvuruları, 2-11 Nisan tarihlerinde alınacak. 2012-KPDS Sonbahar Dönemi Sınavı ise 18 Kasım’da yapılacak. Başvurular, 8-17 Ekim 2012 tarihlerinde yapılacak.

Print Friendly

Sinem-etraf.info

Meyvelerin iri ve gösterişli olanları değil, düzgün, çürüksüz, pörsümemiş, sulu ve lezzetli olanlarını seçilmeli. İri, gösterişli starking elmanın içi unlandığından, küçük Amasya elmasından daha lezzetsizdir. Portakalın kabuğu ince olanı, mandalinanın çekirdeksiz olanını seçiniz.

Yeşil yapraklı sebzelerin yaprağı bol ve yeşil olanları, patatesin yeşillenmemiş ve çillenmemiş olanları iyidir. Yeşil fasulyenin kırıldığında gevrek ve kılçıksız olanını seçiniz.

Yumurtanın en kalitelisi taze ve iri olanıdır. Yumurtanın sarısının koyu ve açık sarı olması besin değerini fazla etkilemez; taze yumurtanın hava boşluğu küçüktür, hafif değildir ve sallanırken ses gelmez.

Balığın iri veya küçük olması besin değerini etkilemez, taze olması önemlidir. Taze balığın solungaçları kırmızı, pulları yapışık, görünüşü diridir.

Etin yağsız olanının besleyici değeri daha yüksektir. Süt kuzusunun etinin önemli bölümü sudur. Kahvaltılık margarinlerin su oranı da yemeklik margarinden daha yüksektir. Saklama imkanı yoksa israfı azaltmak için gerektiğinden çok besin almayınız.

Un, bulgur, pirinç, makarna, nohut, mercimek, şeker gibi kuru besinler ile kapalı teneke, şişe veya kutularda satılan yemeklik margarin, sıvı yağ, zeytin ve salçaların aylık olarak satın alınmalı, et mutlaka buzlukta dondurularak ya da kavrularak saklanmalıdır.

Alışverişe giderken mutlaka nelerin satın alınacağını gösteren bir liste yapılmalı ancak, listede yeralmasına rağmen pazara az geldiği için fiyatı yüksek olan bir yiyeceğin yerine başka bir yiyecek tercih edilmelidir.

Turfanda sebzeden daha ucuz, lezzetli ve besleyici olan mevsimlik sebze ve meyve tercih edilirse az parayla daha dengeli beslenme sağlanmış olur.

Paketlenmiş besin satın alırken de dikkatli olunması gerekiyor. Çünkü, ödenen paranın bir bölümü kullanılan ambalaj için alınıyor. Paketlenmiş yiyecek ve içeceklerden en çok satın alınan; konserve, süt, meyve suları, bisküvi ve meyve esansları, besin boyaları ve katkı maddeleri eklenerek hazırlanmış gıdalardır. Bunların hepsinin doğal ve taze olanları daha ucuz ve besleyicidir.

Paketin veya ambalajın delik, hasarlı olmamasına ve son kullanma tarihine dikkat ederek alınız. Konserve ve süt kutularında yarık, çatlak, kapaklarda bombe (dışa dönüklük) olmamalıdır. Kuru fasulye, nohut, mercimek, un, bulgur ve pirincin taşlı, topraklı, böceklenmiş ve küflenmiş olmamasına dikkat edilmelidir.

Satın alacağınız malları ve şartlarını iyi inceleme imkanı bulabilecek kadar alışverişe zaman ayırın.

Aç, yorgun ve hastaysanız, keyfiniz yoksa alışverişe çıkmayın.

Alışveriş için en uygun zamanı bekleyin. Mümkünse mağazaların tenha olduğu gün ve saatleri seçin. Böylece çok daha dikkatli alışveriş yapabilir ve satıcılardan daha iyi hizmet alabilirsiniz.

Satın alınacak malın çeşidine göre kullanım ve bakım özelliklerini öğrenin.

İndirimli satışların çekiçiliğine kapılıp, ihtiyacınız olmayan ve az kullanacağınız malları satın almayın.

İndirimli satışlarda dikkatli olun, malın modeli eski, serisi bitmiş defolu veya bozuk olabileceğini unutmayın.

Tartı ve ölçü aletlerinin kullanımına dikkat edin.

Taksitli satışlarda ödeme vadelerini ve diğer yükümlülükleri mutlaka öğrenin.

Kapınıza gelen satıcılardan alışveriş etmeyin.

Alışveriş sırasında yaptığınız sözleşmeyi dikkatlice okuyun.

Alışveriş sırasında alacağınız malı kontrol edin. Aldığınız malın garanti belgesini ve etiketini inceleyin. Her türlü malda iade veya değiştirme yapılıp yapılmayacağını öğrenin.

Gıda maddelerinin ve ilaçların imalat ve son kullanma tarihlerine bakın. Satın aldığınız mal bozuksa aldığınız yere başvurun. Şikayetci olmaktan çekinmeyin, sonuca ulaşmada kararlı olun, hemen pes etmeyin.

02 Aralık 2011

Sinem

Print Friendly

Ayıplı Mal ve Hizmet

Sinem-etraf.info

Ayıplı Malın İadesi

Madde 4- Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.

Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.

İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

Ayıplı malın neden olduğu zararlardan sorumluluğa ilişkin hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek satın alınan mallar hakkında yukarıdaki hükümler uygulanmaz.

Satışa sunulacak ayıplı mal üzerine ya da ambalajına, imalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde “özürlüdür” ibaresini içeren bir etiket konulması zorunludur. Yalnızca ayıplı mal satılan veya bir kat ya da reyon gibi bir bölümü sürekli olarak ayıplı mal satışına, tüketicinin bilebileceği şekilde tahsis edilmiş yerlerde bu etiketin konulma zorunluluğu yoktur. Malın ayıplı olduğu hususu, tüketiciye verilen fatura, fiş veya satış belgesi üzerinde gösterilir.

Güvenli olmayan mallar, piyasaya özürlüdür etiketiyle dahi arz edilemez. Bu ürünlere, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri uygulanır.
Bu hükümler, mal satışına ilişkin her türlü tüketici işleminde de uygulanır.

Ayıplı Hizmet Nedir?
Madde 4/A- Sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilânlarında veya standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler, ayıplı hizmet olarak kabul edilir.

Tüketici, hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde bu ayıbı sağlayıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, sözleşmeden dönme, hizmetin yeniden görülmesi veya ayıp oranında bedel indirimi haklarına sahiptir. Tüketicinin sözleşmeyi sona erdirmesi, durumun gereği olarak haklı görülemiyorsa, bedelden indirim ile yetinilir. Tüketici, bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 4 üncü maddede belirtilen şartlar çerçevesinde tazminat da isteyebilir. Sağlayıcı, tüketicinin seçtiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Sağlayıcı, bayi, acente ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren, ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Sunulan hizmetin ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Daha uzun bir süre için garanti verilmemiş ise, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile ayıplı hizmetten dolayı yapılacak talepler hizmetin ifasından itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak, sunulan hizmetin ayıbı, tüketiciden sağlayıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

Ayıplı hizmetin neden olduğu zararlardan sorumluluğa ilişkin hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek edinilen hizmetler hakkında yukarıdaki hükümler uygulanmaz.

Bu hükümler, hizmet sağlamaya ilişkin her türlü tüketici işleminde de uygulanır.

Sinem

Print Friendly

Sinem-etraf.info

1- Plan dışı harcama yapmamak için alışverişe yorgun ve aç çıkmayınız.
2- Alışverişe mutlaka alışveriş listesi ile çıkınız.
3- Malın fiyat ve kalitesini değişik yerlerden araştırmadan satın almayınız.
4- Satın alınacak mallardan beklenen yarar ve hizmeti daima akılda tutunuz.
5- Fiyatı uygun olan mallar arasında; Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzu, garanti belgesi veya standarda uygunluk (TSE) markası olanı tercih ediniz.
6- Satın alınacak malın çeşidine göre kullanım ve bakım özelliklerini öğreniniz.
7- Alışverişi, tekrar tekrar geri dönmeler olmayacak, ağır maddeler en son alınacak şekilde yapınız.
8- Satıcının ve birlikte alışverişe çıkılan kişiler varsa bunların sözlerini temkinle karşılayınız ve plana sadık kalmaya çalışınız.
9- Tartı ve ölçü araçlarının doğru kullanılmasına dikkat ediniz.
10- Alışveriş için makul ölçülerde kalite ve çeşitte mal bulunduran, etiketleri ve malların teşhir şekli alışverişe yardımcı olan mağazaları seçiniz.

Yapılan Alışverişin Değerlendirilmesi Aşamasında Daha Sonraki Alışverişlerden Sağlanacak Yararı Artırmak İçin Tüketici Kendine Bazı Sorular Sorarak Gerçekçi Bir Değerlendirme Yapmalıdır.

Değerlendirmede Yer Alacak Sorular:

1- Satın alınan mal ya da hizmete gerçekten ihtiyaç var mıydı?
2- Tasarlanan amaca hizmet etti mi?
3- İhtiyaç ve istekler yeterli ölçüde tatmin edildi mi?
4- İhtiyaca uygun kalite seçilebildi mi?
5- Malın satın alınmasında kullanılabilecek tüm bilgilerden yararlanıldı mı?
6- Satın alınan malın kullanımı ve bakımı istenen şekilde gerçekleşebiliyor mu?
7- Kişisel ve piyasa imkanları göz önüne alınarak alışveriş için en uygun zaman seçilebildi mi?

Eğer belirtilen bu soruların cevabı “EVET” ise alışverişi en uygun biçimde gerçekleştirmişsiniz demektir.

Bir Sorunla Karşılaşmanız Durumunda Aşağıdaki Kurumlara Başvurabilirsiniz.

1- Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri: 81 İl merkezinde Sanayi ve Ticaret İl Müdürlükleri ve İlçelerde Kaymakamlıklar bünyesinde faaliyettedir.
2- İllerde Sanayi ve Ticaret Müdürlükleri
3- T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü
4- Tüketici Sorunlarına bakmakla görevli Asliye Hukuk veya Ticaret Mahkemeleri
5- Tüketicinin Korunmasına yönelik faaliyet gösteren dernek veya vakıflar.

29 Kasım 2011

Sinem

Print Friendly

Sinem-etraf.info

Daha iyi bir yaşam için ihtiyaç duyulan yüksek kalitedeki mal ve hizmetleri düşük fiyata satın alarak, para, zaman, enerji vb. kaynaklardan üst düzeyde yarar sağlamaktır.

Bilinçli alışveriş;
Alışverişin planlaması,
Alışverişin yapılması ve
Yapılan alışverişin değerlendirilmesi
Olmak üzere üç aşamada gerçekleştirilen ekonomik bir faaliyettir.

Alışverişin Planlanmasında izlenmesi Gereken Adımlar:

1- İstek ve ihtiyaçların seçimi, alışverişin planlanmasında ilk adımdır ve çok önemlidir. Çünkü kaynaklar kıt, ihtiyaçlar ise sonsuzdur. Sınırlı kaynaklarla sonsuz ihtiyaçlar arasında bir denge kurabilmek için ihtiyaçlar arasından bir seçim yapmak zorunluluğu vardır.
2- Alışverişin planlanması aşamasında iyi organize edilmiş ön bilgiye ihtiyaç vardır. Böylece satın alınacak malın kullanım yerine göre hangi kalitenin uygun olduğu, piyasadaki çeşitler, kullanım ve bakım özellikleri hakkında alışverişten önce bilgi edinilebilir.
3- Alışverişin planlanmasında ihtiyaçların karşılanması amacıyla kullanılacak gelir ve diğer kaynakların miktarının belirlenmesi ve planlanması gerekir.
4- Sahip olunan gelirin nasıl harcanacağının planlanması gerekir. Ancak alışverişte bilgi, davranış ve zaman da para kadar önemli birer unsurdur. Bu nedenle satın alınacak malların kalitesi, fiyatı, ne zaman alınırsa uygun olacağı hakkında bilgi edinirseniz ve dikkatli olursanız alışveriş sonucu daha memnuniyet verici olur.
5- Alışveriş için en uygun zamanı belirleyiniz. Eğer mümkünse alışverişi çarşı ve dükkanların tenha olduğu gün ve saatlerde yapınız.
6- Planlama aşamasında mutlaka bir alışveriş listesi hazırlayınız. Alışveriş listesi neyin ne miktarda satın alınacağını gösterir. Böylece unutmayı ve plan dışı satın almayı önler ve zamandan tasarruf sağlar.

Alışverişte Dikkat Edeceğiniz Hususlar:

7- Bir ürünün reklamından veya uluslararası bir markayı taşımasından etkilenerek tercih edilmesi yerine; fiyat, kalite, işlevsellik, servis istasyonu sayısı gibi faktörleri dikkate alarak piyasa araştırması yapmalısınız ki ödediğiniz bedelin karşılığını alasınız.
8- Yapacağınız piyasa araştırması sonucunda, yabancı ürünlerle aynı kalitede olan Türk Mallarının tercih edilmesi, sizin ekonomik çıkarınız olduğu kadar, ülke sanayiinin gelişmesi açısından da önemlidir.
9- Özellikle dayanıklı tüketim mallarını alırken ürünün kalitesine ve işlevlerine mi yoksa markasına mı para ödediğinizi kendinize sorun.
10- Her uluslararası markayı taşıyan ürünün kaliteli olduğu yanlış bir ön yargıdır. Pişman olmak istemiyorsanız alışverişten önce daha çok araştırma yapınız.
11- “Yerli Malı Ürün” almak yerine, ithal mal hayranlığı ve yabancı marka özentisi sonucu özellikle genç tüketicilerin zaman zaman niteliksiz malları satın almaları sonradan pişman olmalarına yol açmaktadır.

29 Kasım 2011

Sinem

Print Friendly

Arjin

26 erkeğin tecavüz ettiği 13 yaşındaki N.Ç’nin “rızasıyla” ilişki kurduğu yönündeki kararı onayan Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin Başkanı Fevzi Elmas, verdikleri kararın Yargıtay içtihatları ile uyumlu olduğunu savunarak N.Ç’nin kemik yaşı 14 çıkınca kararı onadıklarını ifade etti.

Vatan gazetesinin haberine göre; “Kararımız doğru. Yargıtay Başsavcılığı yanlış bulursa itiraz eder. Ceza Genel Kurulu değerlendirir” diyen Elmas, “Reşit olmayan kimseyi alıkoyma, zorla da olabilir, rızayla da olabilir. Mahkeme ‘rıza var’ demiş, savcılık ‘rıza’ demiş, başsavcılık ‘rıza’ demiş, biz de böyle dedik” şeklinde konuştu. Elmas, yargıyı karalayarak kararı değiştirmenin mümkün olmadığını da sözlerine ekledi. Kararı veren heyet içerisinde hiç kadın üye olmaması dikkat çekti.

Kaynak: Evrensel Gazetesi

Arjin

Print Friendly

Cep Telefonları ile Mesajlaşanlar

Bol bol mesajlaşanlar dikkatli olmalı çünkü cep telefonları ile ilgili bilinmeyen bir gerçek daha ortaya çıkmış. Haberi ilk okuduğumda aklıma artık güvenli hiçbir şeyin kalmadığı ve gizliliğin imkansız olduğu düşüncesi oluştu.

Georgia Tech araştırma takımına göre cep telefonların yanlarındaki klavyede ne yazıldığını tespit edebilmesi mümkünmüş.

İçerisinde ivme ölçer olan günümüz modern akıllı telefonlarını kullanan Hacker‘ların klavyeden gelen titreşimleri %80 oranında doğrulukla cümlelere çevirebilmesinin mümkün olduğun söyleniyor.

Bu durumda herkes mesajlaşırken daha özenli davranmalı.

24 Ekim 2011

Özgür Karakoç

Print Friendly

Facebook Ayarları

Gizem-etraf.info

Facebook tekrar ayarları değiştirdi, şimdi yaptığınız yorumlar ve beğeniler de Google üzerinden görülebiliyor. Bunu engellemek için arkadaş listenizdeki birinin ismi üzerine mause ile gelin, çıkan pencereyi tıklamadan abone yazan kutucuğun üstüne gelin, onu da tıklamadan önünüze bir liste açılacak, açılan listeden “yorumlar ve beğenmeler” i tıklayarak yanındaki işaretin kaldırılmasını sağlayın.

Böylece yazdığımız yorumların ve beğenmelerin Google üzerinde görünebilirliğini ortadan kaldırmış olacağız. Herkesin bu gizli değişikliği öğrenmesini ve önlemini almasını sağlayın.

22 Ekim 2011

Gizem

Print Friendly

Göster Gücünü Fenerbahçe

cc

Fenerbahçe, Avrupa yolları şike dolayısıyla engellendiği için 28 Ağustos’ta sokaklarda eylem yapacakmış. Evet, size bu yakışır. Bu kadar şehit verirken, bu kadar açlıktan ölen varken, sokaklarda ne zulümler. Kışa hazırlanan sokak çocukları. Bu dünyanın gam yükünü en ağır siz çekiyorsunuz Fenerbahçe. Çok haklısınız. Şikeyi mafya babası başkanınız yapıyor, eylemini siz yapıyorsunuz. Kasap et derdinde, koyun can derdinde. Dünyanın halini anlatan bir cümle işte bu. Evet, siz haklısınız. Buyrun sokaklara, alın ellerinize molotof kokteyllerinizi, yıkın ortalığı. Sonra akşam evinize döndüğünüzde vicdanınız rahat olsun. Siz üstünüze düşeni yaptınız.

Anarşistliğinizi çok önemli bir konuda göstermiş oldunuz. Yapın onlar gibi yapın. Çıkın siz de yıkın ortalığı. Can yakın. Şimdi çok haklısınız, zaten hiçbir sorun yok şu dünyada. Fenerbahçe önemli tabii ki. Siz ölürsünüz o takım için. Ne de olsa ölmediniz daha önce. Yaptığınız sadece cahilliktir. Hayali bir ürüne ne kadar çok bağlanmışsınız. Başkalarını da düşünmeyin zaten.

Deniliyor ki ”Fenerbahçe sokaklarda deprem yapacak” Bu sokaklar siz deprem yapın diye var. Onun için kazanıldı. Yazık diyorum sadece. Yapın sokaklarda eyleminizi, yakışıyor. Bir tek siz kalmıştınız yıkıp dökmeyen çünkü. Sıra sizde. Tekmele diğer takımların bayraklarını. Hadi Fener göster gücünü. Hadi Fenerbahçe gösterin gücünüzü ey ”Müslüman”, ”Türk” ve Fenerbahçeli ”İnsan”lar size seslendim…

Oğuzhan Oktay

bb

Print Friendly

Serenegas-etraf.info

Almanya’da Schleswig-Holstein eyaleti Facebook’a savaş açtı. Kullanıcıları ‘beğen’ seçeneğinden uzak durmaya çağıran yetkililer, şirkete veri ileten sunuculara da ultimatom verdi.

Schleswig-Holstein eyaletinin Bağımsız Veri Güvenliği Merkezi (ULD) internet sayfasında Facebook seçeneklerini bulunduran tüm sunuculardan, Facebook’a veri iletimini Eylül ayı sonuna kadar durdurmalarını talep etti. Kurum ‘beğen’ seçeneğini sayfalarından kaldırmayan işletmelere, 50 bin euroya kadar para cezasına çarptırılabilecekleri uyarısında bulundu. Bağımsız Veri Güvenliği Merkezi, tüm internet kullanıcılarını da alışılmadık derecede açık bir şekilde uyardı ve ‘Beğen’ butonu gibi seçeneklerden uzak durmalarını istedi.

‘Veriler Otomatikman ABD’ye Gidiyor’

Sosyal paylaşım sitesi Facebook’un uzun süredir tartışılan bazı uygulamaları, Alman Telemedya Yasası, Federal Veri Güvenliği Yasası ve Schleswig-Holstein eyalet veri güvenlik yasalarını da ihlâl ediyor.

Schleswig-Holstein eyaleti Bağımsız Veri Güvenliği Merkezi’nin (ULD) Müdürü Thilo Weichert, Facebook’un birçok internet sayfasında bulunan ”Beğen” seçeneği tıklandığında, yasadışı olarak kullanıcı profilleri oluşturulduğu suçlamasında bulundu. Weichert, ”Beğen” seçeneğini ya da Facebook’ta bir hayran sayfasını tıklayanların işlem bilgilerinin otomatik olarak ABD’ye iletildiğini de savundu. Bunda kişinin Facebook üyesi olup olmamasının fark etmediğini kaydeden Weichert, ”Bu sayede kişinin açtığı her internet sayfası, o sayfada ne kadar süre kaldığı, hangi konulara ilgi gösterdiği gibi bilgileri, Facebook kaydediyor” iddiasında bulundu. Weichert, bu durumun kullanıcılardan gizlendiğini ve Facebook’un kaydettiği verileri daha sonra muhtemelen reklam amaçlı kullandığını öne sürdü.

Facebook ise yazılı bir açıklama ile tüm suçlamaları reddetti. Açıklamada Facebook’un ”Beğen” seçeneğine tıklanması ile sadece IP adresi gibi bazı teknik bilgilerin görülebildiği, ancak bu bilgilerin branş içinde alışılageldiği üzere 90 gün içinde silindiğini bildirdi. Facebook, kullanıcılarının verilerinin tamamen kendi inisiyatiflerinde olduğu garantisi de verdi. 750 milyon üyesi ile dünyanın en büyük sosyal paylaşım sitesi olan Facebook’un Almanya’da da 20 milyon üyesi bulunuyor.

Kaynak

23 Ağustos 2011

Serenegas

Print Friendly

Beste

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), daha önce 12 Eylül 2011 Pazartesi günü olarak belirlediği okulların açılış tarihini, Ramazan Bayramı tatili, okula yeni kayıt yaptıracak öğrencilerin uyum programları ve e-okul sistemi üzerinde yeni öğretim yılına geçiş işlemleri nedeniyle 19 Eylül!e erteledi.

Genelgeye göre, 2011-2012 eğitim-öğretim yılı çalışma takvimi bir haftalık ertelemeye göre yeniden düzenlendi.

Bu çerçevede, okul öncesi ve ilköğretim 1. sınıf öğrencilerinin eğitim-öğretim hazırlanması 12-16 Eylül 2011 tarihleri arasında yapılacak.

2011-2012 eğitim-öğretim yılı 19 Eylül Pazartesi günü başlayacak ve 20 Ocak 2012 Cuma günü sona erecek.

Yarıyıl tatili 23 Ocak-3 Şubat 2012 tarihleri arasında yapılacak.

Eğitim-öğretim yılının ikinci yarısı 6 Şubat Pazartesi günü başlayacak ve ders yılı 8 Haziran 2012 Cuma günü sona erecek.

Çalışma takvimi, bu tarihler dikkate alınarak valiliklerce düzenlenecek.

2012-2013 eğitim-öğretim yılı 17 Eylül 2012′de başlayacak.

Yeni Eğitim ve Öğretim Yılı tüm öğretmen ve öğrencilere hayırlı olsun.

Beste

Print Friendly

Serenegas-etraf.info

Türkiye Bankalar Birliği`nden kredi kartı sahiplerine önemli bir uyarı geldi. Türkiye Bankalar Birliği, kredi kartı müşterilerine yönelik sahte internet adresleri açıldığını belirterek, “Birlik ve bankalarla bir ilgisi olmayan sitelere girilmemeli, talep edilen bilgiler de kesinlikle doldurulmamalıdır. ” uyarısında bulundu.

Konuyla ilgili Türkiye Bankalar Birliği`nden yapılan açıklamada şöyle denildi: “Son günlerde adımız kullanılarak banka müşterilerinin kredi kartı borçlarını öğrenebileceklerini iddia eden sahte internet siteleri açılmaktadır. Kredi kartı sahiplerini dolandırmayı amaçlayan bu tür siteler ile birliğimizin ve bankaların bir ilgisi bulunmamaktadır. Söz konusu sahte internet sitelerine yönelik gerekli hukuki girişimlerde bulunulmaktadır. Bu konuda 29 Eylül 2010 tarihinde bir kamuoyu duyurusu yapılmıştır. İyi niyetli olmayan girişimlerin devam etmesi nedeniyle kamuoyuna bir kez daha bilgi verilmesi gerekli görülmüştür.
Kredi kartı sahiplerinin borçları da dahil olmak üzere bilgi alabilecekleri tek yer kredi kartını aldıkları kuruluşlardır. Bunun haricinde başka bir yerden kart borcunu öğrenmek mümkün değildir. Kredi kartı bilgilerinin ve kişisel bilgilerin elde edilmesine yönelik olarak açılan bu tür internet sitelerine girilmemesi ve talep edilen bilgilerin doldurulmaması olası dolandırıcılık eylemlerine maruz kalınmaması açısından büyük önem arz etmektedir. ”

Kredi kartı sahipleri dikkat! Banka, kredi kartı borcunu ödeyip kartı da iade eden müşterisi Hakan Polat`a üç yıl sonra 1 kuruşluk borç için 504 TL`lik icra yollandı.

Banka 1 kuruşluk borcunu ödemeyen Ankaralı Hakan Polat`ın evine icra gönderdi. 1 kuruşluk borcunun faiziyle 504 liraya ulaştığını öğrenen Polat, avukatı aracılığıyla karara itiraz etti. Avukat Levent Karakaş, `Türkiye`de Polat`ın durumunda çok sayıda kişi var` dedi.
Hakan Polat`ı icralık eden süreç, bir bankadan kredi kartı almasıyla başladı. Alışverişinin büyük bir bölümünü kredi kartıyla yapan Polat`ın borcu 2 bin 900 TL`ye ulaştı. Polat, borcunun hepsini 2007`de bankanın Mithatpaşa şubesine yatırdı. Kartı da iade etti. Ancak 5 Mart 2010 tarihinde gelen bir yazı Polat`ı şok etti. Çünkü gelen belge, Ankara 32. İcra Müdürlüğü`nde gelen bir ödeme emriydi. Ödeme emrinde Polat`ın bankaya asıl alacak olarak `0.01 TL (bir kuruş)` bulunduğu ve üç yıllık faiz uygulandığı yazıyordu. Banka üç yıl boyunca bir kuruşa 480.66 TL yasal faiz uygulamış, ayrıca BSMV(Banka Sigorta Muameleleri Vergisi) olarak 24.03 TL eklemişti. Böylece bankanın Polat`tan 1 kuruş karşılığı istediği toplam para miktarı 504 TL`ye çıktı.
Yedi gün süre verildi.

Kredi kart kullanıcıları dikkat!

Yazıda Polat`a borcunu ödemesi için yedi gün süre verilerek şöyle denildi: `504.70 TL tutarındaki toplam alacağına icra gideri, vekil ücreti ve takip tarihinde itibaren asıl alacağı tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla tahsili emridir.(Fazlaya dair ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep hakkımız saklıdır).`
Polat`a gelen yazıda borcu konusunda itiraz hakkı bulunduğu, ancak bu itirazını yazılı veya sözlü olarak icra dairesinde yedi gün içinde bildirmediği takdirde hapis cezasının söz konusu olduğu da anlatıldı.
Polat`ın avukatı Levent Karakaş, icra takibinin durması için icra müdürlüğüne başvurdu. İtiraz nedeniyle icra takibinin durduğunu belirten Karakaş`a göre müvekkilinin durumuna düşen daha pek çok kişi var.
Bir de avukat masrafı çıktı
Karakaş, `Avukatlık masrafı dahil edildiğinde müvekkilin ödeyeceği toplam para 700 TL civarında olacak. Aslında Hakan Polat`ın başına gelenler bankacılık sektörünün geldiği durumun çok çarpıcı bir örneğidir. Zaten bankalar karşısında güçsüz durumdaki vatandaş bu uygulamalarla daha da güç durumda kalıyor. Türkiye`de Hakan Polat gibi çok sayıda insan bulunuyor` dedi.
Polat`ın borcuna eklenen BSMV, bankacılık ve sigortacılık işlemlerinden doğan ve bu işlemlerin miktarları ya da gelirleri üzerinden hesaplanan Banka Sigorta Muameleleri Vergisi isimli bir vergi türü. Tüketici kredilerine tahakkuk eden (faiz üzerinden yüzde 5) BSMV, taksitlerle birlikte resmi kurumlara ödenmek üzere krediyi kullandıran kurum tarafından müşterilerinden tahsil ediliyor. tumgazeteler.com olayın şahididir.

Üniversite öğrenciliğim döneminde, babamın gönderdiği parayı ATM`den alabilmek için bir banka hesabı açtırmıştım. Nasıl olduğunu anlayamadan banka bir sigorta yapmış bana. Zorla 150 TL`ye yakın param gasp edildi. Hükümet halkım halkım dedi, halkını köpekler gibi bankaların ayağının altına atıyor. İki elim bankaların ve bunları şımartan hükümetin yakalarındadır.
F.K. / İstanbul
HSBC bankasinda kredi kartim var ve yillardir bu kredi kartini kullanmaktayim ama malesef gectigimiz günlerde borcum olmadigi halde ve bana bildirilmeden kredi kartim kullanima kapatildi bu da yetmez mis gibi bankadaki vadesiz hesabimada bloke koydular,
bankayi arayip sordugumda ise suanda calismalar devam ediyor biz size döneriz deniyor ve beni oyaliyorlar hatta bana usulsüz puan kazanimi diye bir sey de söylediler ama ben halen anlamis degilim yani bana puani veren banka puanlari kullanmama izin veren yine banka.
ben yurt disinda yasiyan bir türküm bu rezillige dur demek istiyorum ben bu rezilligi yasadim yarin baska türk vatandaslarimiz da ayni duruma düsmesinler sesimi buradan duyumak istiyorum
H.G./mönchengladbach Almanya
Bu durumun bir benzeri, sitemiz editörlerinden birinin de başına geldi.
Yaklaşık üç yıl önce tüm borcunu kapatıp, Üniversite öğrenciliği döneminde aldığı Advantage kartını iade eden editörümüzü üç yıldır kimse arayıp sormaz iken, birden bire, HSBC`den, 2.16 TL(Asıl bakiye 0.02 Dolar)`lik borcu olduğuna dair mesajlar gelmeye başladı. Editörümüz 5 yıldır mesajlarını düzenli kontrol ediyor, bu mesajlar 2010 Ocak ayından itibaren gönderilmeye başlandı.
Banka arandığında, garip bir terminoloji ile, 2005 yılından kalan 2.16 TL`lik bir borcun olduğu bu borca hiç faiz işlemediği söylendi. Kredi kartının tüm borcunun ödendiği ve kartın iptal edildiğini banka da kabul ediyordu ama bu borç nerden çıkmıştı, editörümüz dinlediği halde anlayamadı. Kredi kartına havale yapılırsa sorun hallocak dendi. Lanet olsun diyerek havale yapıldı, sonuç bekleniyor.

24 Haziran 2011

Serenegas

Print Friendly

Pekmez

ayisigi

Pekmez yiyen çocuk akıllı oluyormuş haberini sizlerle paylaşmak istedim. Özellikle gelişme çağındaki çocuklar için vazgeçilmez bir gıda olan pekmezin tüketimini artırmak için birçok neden var. Faydalarını saymakla bitiremediğimiz pekmezin kan yapıcı özelliği bile tek başına yeterlidir.

129337 Pekmezin Faydaları

Beyaz zile pekmezi, yüksek şeker içeriği nedeniyle iyi bir karbonhidrat ve enerji kaynağıdır. Ayrıca, mineralleri yoğun olarak içermektedir. Pekmez özellikle günlük kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gereksiniminin büyük bir kısmını karşılamaktadır. Bu aynı zamanda insanı tok tutma özelliğine sahip olduğunun da göstergesidir.

Bilinçli ve doğru beslenme ile birçok değiştirebileceğimizi doktorların “ne yerseniz o’sunuz” sözü ile destekleyebiliriz.

Ay Işığı

Print Friendly

Dünya çapında bir salgınla, yani bir pandemi ile karşı karşıyayız. Hem de gelmiş geçmiş tüm virüsleri kıskandıracak boyutta bir salgınla.

Ama bu pandeminin sebebi ne grip, ne HIV, ne hepatit B ve ne de bir başka virüs. Sözünü ettiğim salgın cep telefonu pandemisi.

Ülkemizde 35 milyon kişinin cep telefonuna sahip olduğu ileri sürülüyor. İçecek ayranı olmayanların ve ilkokul çocuklarının bile ‘cebi’ olduğuna göre, doğrudur herhalde. Dünyada ise 3 milyardan fazla insanın cep telefonu olduğu hesaplanıyor ve bu gidişte yakın bir gelecekte ‘cebi’ olmayan kalmayacak yeryüzünde.

Ceplerin ne kadar işe yaradığını, hayatımızı ne kadar kolaylaştırdığını, hatta kimi zaman can kurtarıcı bile olabildiğini herkes biliyor. Ancak, bu mucize aletlerin ‘bilinçsiz ve aşırı kullanımının’ sağlığımızı ciddi şekilde etkilemesi de muhtemel.

Cep telefonları, 900-1800 MHz arasındaki mikrodalgaları bir anten aracılığı ile alan ve yayan düşük enerjili bir tür küçük radyolardır. Bu mucize aletlerin, yarattıkları ‘elektromanyetik radyasyon’ ve lokal ısı ile sağlığımızı etkilemelerinden endişe duyuluyor. Bu konuda yapılmış pek çok epidemiolojik ve deneysel laboratuar araştırmaları var.

Mesela, kedi ve tavşanlar üzerinde yapılan araştırmalar, cep telefonlarının beynin elektrik aktivitesini değiştirebileceklerini, hücrelerin çoğalma hızını, enzim aktivitelerini ve hatta genleri etkileyebileceklerini gösteriyor. Bu bulguların insanlar için ne kadar geçerli olduğu tam belli değil. Henüz sinek küçük ama mide bulandırıyor.

Cep Beyin Tümörü İlişkisi

Cep telefonları en fazla beyin tümörlerine sebep olmakla suçlanıyorlar. Gerçi cep ile bu tümörler arasında bir ilişki olmadığını gösteren araştırmalar da var ancak, bunun aksini iddia edenler de var. İşte bunlardan birkaçı:

İki yıl önce İsveç’ de yapılan bir araştırmada ‘cep’ ile 2 bin saatten fazla konuşanlarda beyin tümörü riskinin hiç cebi olmayanlara göre yüzde 240 fazla olduğu belirlenmişti.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından da desteklenen ve İngiltere ve Almanya’ da yürütülen araştırmalar da ‘glioma’ türü beyin kanseri riskinin 10 yıldan uzun süre cep kullananlarda yüksek olduğunu gösteriyor.

Bir başka araştırmada ise ‘akustik nörinoma’ isimli selim beyin tümörlerinin cep sahiplerinde 4 misli fazla olduğu sonucuna ulaşıldı.

Tabii ki her cep telefonu kullanan beyin kanseri olmuyor ve olmayacak da. Tıpkı ‘sigara-kanser ilişkisi’ gibi. Her sigar içen kansere yakalanmadığı gibi, kanser ancak yıllar sonra gelişiyor. Mesela, 10 yıldır sigara içenlerde akciğer kanseri sıklığı, hiç içmeyenlerden çok farklı değildir ama bu araştırma 20 yıldan fazla zamandan beri sigara içenlerde yapıldığında akciğer kanserlilerin yüzde 90’nın sigara tiryakisi olduğu ortaya çıkar.

Benzer şekilde, beyin tümörlerinin gelişimi için de 15-20 yıllık bir süre geçmesi gerekir. Oysa, ceplerin kullanımı ancak son 10, hatta 5 yıl içinde çok yaygınlaştı ve yoğunlaştı. Uzun vadedeki etkileri gösteren bir araştırma yok ne yazık ki.

Çocuklar Büyük Risk Altında

Beyin tümörü bakımdan, özellikle çocuklarımız büyük risk altında. Cep kullanma yaşının anaokulu seviyesine indiğini ve giderek de arttığını ve daha da artacağını göz önüne alacak olursak çocuklarımızın beyin tümörü için ne büyük bir risk altında oldukları apaçık ortaya çıkar. Üstelik, hayatımıza giren elektromanyetik alanların da giderek arttığı bir çağda.

Buna bir de, çocukların kafa taslarının erişkinlere göre daha ince olmasını (bu daha fazla radyasyona maruz kalmak demek) ve çocuklarda bölünen hücrelerinin daha çok olmasını (bu, bölünen hücreler kanserojen faktörlere daha duyarlı demek) da eklerseniz tehlikenin büyüklüğü daha iyi anlaşılır.

Gelelim Neticeye

Cep, herkes ama özellikle çocuklar ve hamile hanımlar için çok ciddi bir tehlike. Mümkün olduğu kadar kısa konuşun. Kullanmadığınız zaman üzerinizde taşımayın. Açık telefonu yastığınızın altına, başucunuza koymayın, hatta yatak odasında bile bulundurmayın. Ararken bağlantı sağlanana kadar telefonu kulağınıza dayamayın. Konuşurken de telefonu kulağınıza olabildiğince uzakta tutun; daha iyisi kulaklık kullanın. Uzun konuşmalarda kulak değiştirin. Sinyal azken aramayın ve konuşmayın.

Tabii bir de, ‘birileri’ çocukların cebe özendirilmelerine ve cep reklâmlarında kullanılmalarına hemen dur demeli.

Yazan: Prof. Dr. Ahmet Rasim KÜÇÜKUSTA

İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD

Sağlığın Sesi

Uyarıları dikkate almak zorundayız çünkü çocuklar bizim yarınlarımız ve en iyi şekilde, sağlıklı yaşamayı hak ediyorlar.
Amadeus

Print Friendly

Humik Maddeler

Serenegas-etraf.info

Güzyemişini yedik, şimdi de humik madde neymiş onu öğrenelim hep boğaz olmuyor. Toprağın humus kısmında bulunan ve bitkilerin gelişimini sağlayan humik maddenin, insan sağlığından, endüstriye ve tarımdan, hayvancılığa kadar pek çok alanda kullanıldığı belirtildi.

Sakarya merkezli olarak kurulan Türkiye’nin ilk Humik Madde Derneği, toprakta bulunan humik madde hakkında kamuoyunda bilinç oluşturmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Derneğin kurucusu ve Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Organik Kimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Tutar, dünyadaki birçok bilim adamının humik maddeler üzerinde çok çeşitli araştırmalar yapmasına rağmen Türkiye’de bu alandaki çalışmaların yeni başladığını söyledi.

Türkiye’de humik maddelerle ilgili çalışmaların yalnızca organik tarım alanında yürütüldüğüne dikkati çeken Tutar, ‘Bu yaz Uluslararası Humik Madde Topluluğu’nun Kanarya Adaları’ndaki konferansına tek Türk olarak katıldım. Bilim adamlarının benden bir isteği vardı.

Türkiye’de humik madde çalışmalarının çok yavaş ilerlediğini, hatta hiç olmadığını belirttiler. Türkiye’de humik maddeyle ilgili çalışmaların faal hale getirilmesi, bilim adamlarına ve kullanıcılara yaygınlaştırılması açısından bir oluşum içinde olmamızı önerdiler’ dedi.

Tutar, humik maddelerle ilgili çok fazla bilgi kirliliği olduğunu anlatarak, bilgi kirliliğini ortadan kaldırmak ve üreticiler ve tüketicilerin güvenli bir şekilde humik madde kaynaklarına ulaşmalarını sağlamak için dernek kurduklarını ifade etti.

Yabancıların Türkiye’den humik maddelerin yoğun olarak bulunduğu torf satın aldığına işaret eden Tutar, Türkiye’nin çok değerli humik maddelerini yok pahasına sattığını söyledi.

Humik maddelerin bitkilerin ve canlıların ölmesiyle binlerce yılda oluştuğunu ve bu yönüyle çok değerli olduğunu ifade eden Tutar, şöyle konuştu:

‘Türkiye uyuyor. Humik madde kaynaklarını dışarıya satmamalı. Bunun için acil önlem alınması gerekiyor. Humik madde çok uzun sürede oluşuyor. Toprağın canlı ve altın kısmı burası.

Bunun bir an önce önleminin alınması gerekiyor. Derneğimizin kurulmasının ana nedenlerinden birisi bu. Halkı uyandırmak ve bilinçlendirmek.

Elimizde çok önemli bir cevher var. Teknolojisiz yaşayabilirsin, ama besinsiz ve gıdasız yaşayamazsın. Ülkeyi şuurlandırmak lazım’

Türkiye’de Humik asitle ilgili çalışmaların eksikliğine dikkati çeken Tutar, yaptıkları çalışmalarla halkın ve bilim adamlarının bilinçlenmesini sağlamayı umduklarını dile getirdi.

Tutar, dünyanın birçok ülkesinde bu konuda çalışma yapıldığını vurgulayarak, ‘Humik asit müthiş bir şey. Tarım, çevre, endüstri, sanayi ve her şeyde kullanılıyor, iyi gelmediği bir şey yok.

Sağlık konusunda da hemen hemen her şeye iyi geliyor. On binlerce ilgi alanı var. Baktım, Türkiye’de humik asitle ilgili kimse çalışmıyor.

Uluslararası Humik Asit Topluluğu var, Japonya’nın Humik Madde Derneği var, İran’ın, Bulgaristan’ın, Macaristan’ın, Yunanistan’ın var, Türkiye’nin bu konuda çalışan hiç bilim adamı yok.

Almanya’da bir üniversitenin bir bölümü sadece bunu araştırıyor. Amerika’da da araştırma grupları var.’ dedi.

Tutar, humik maddeleri vatandaşların organik tarımda kullandığını belirterek, tarımla uğraşan vatandaşları humik madde satın alırken dikkatli olmaları yönünde uyardı.

Üreticilerin bitki düzenleyicisi olarak satın aldıkları ürünlerde çeşitli olumsuzluklarla karşılaştıklarına da işaret eden Tutar, ‘Suyun içine siyah boya atıp, humik asit diye piyasada satıyorlar. Üretici artık humik madde olduğuna güvenmiyor.

Bu konuda bir disiplin oluşturmak istiyoruz, standart getireceğiz. Bir rezervin ne kadar humik asit içerip içermediğini, hangi bitkiye iyi gelip gelmeyeceğini ölçecek bir bilim kurulu oluşturduk’ diye konuştu.

Tutar, humik maddeler konusunda araştırma yapan bilim adamları ve bütün paydaşların derneğe üye olmaları çağrısında bulundu.

Derneğin başkan yardımcısı ve doktora öğrencisi Mümin Dizdar ise humik maddelerin tarım başta olmak üzere, hayvancılık, insan sağlığı, çevre teknolojileri ve endüstrinin çeşitli alanlarında kullanıldığını belirterek, humik maddelerin gübre olmadığını ve minerallerin bitkilere geçmesi için uygun koşulları hazırladığını söyledi.

Serenegas

Print Friendly

Güzyemişi

Serenegas-etraf.info

Güzyemişi”nin üretimi için Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde çalışma başlatmış.

OMÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çelik, Türkiye’de yeni bir ürün olan “güzyemişi”nin Çin, Japonya ve Güney Kore gibi Asya ülkelerinde “Elaeagnus Umbellata” adıyla bilindiğini ve bu ülkelerde sıkça tüketildiğini söyledi.

Yapılan araştırmaların likopenin bir çok kanser türünü önlediğine ve kalp sağlığına da iyi geldiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Çelik, güzyemişinin domatesten 17 kat daha fazla likopen içerdiğini bildirdi.

Prof. Dr. Çelik, Asya orijinli bir bitki olan güzyemişinin çok hızlı ve kolay yetiştiğini dile getirerek, şu bilgileri verdi:

“Güzyemişinin meyvelerinin içeriğinde likopen maddesi bulunuyor. Birçok kanser hastalığını önleyen madde olarak bilinen likopen içeriği güzyemişinde domatesten 17 kat daha fazladır. Likopen domatesin dışında, karpuz, pembe greyfurtta bulunuyor. Antibakteriyel bir meyvedir. Sağlık açısından son derece önemlidir. Prostat kanseri, pankreas kanseri gibi birçok kansere yakalanma riskini azaltmaktadır. Ayrıca kalp kaslarını güçlendiren ve kolesterolü düşüren bir meyvedir. Hücrelerin yenilenmesini sağlar. Biyoaktif bileşikler, esansiyel yağ asitleri, beta karoten, lutein, A, C ve E vitaminlerince zengindir.”

'Güzyemişi' için çalışmalar başladı

Yetiştirildiği ülkelerde büyük ilgi gören ve ekonomik getirisi yüksek olan güzyemişinin üretimini yapmak için Samsun’da iki ayrı köyde deneme üretimlerine başladıklarını belirten Çelik, sürdürülen altyapı çalışmaları ile söz konusu bitkinin yöre insanının yüzünü güldüreceğine inandığını ifade etti.

Prof. Dr. Hüseyin Çelik, güzyemişinin eksi 40 dereceye kadar soğuğa ve kurak koşullara dayanan bir yapısı bulunduğunu dile getirerek, güzyemişinin Türkiye’de alternatif ürünler içinde en kolay ve ekonomik yetiştirilebilecek bir meyve olduğunu anlattı.

Güzyemişinin Asya ülkelerinde çeşitli şekillerde tüketildiğini belirten Çelik, güzyemişinin taze meyve, meyve suyu, reçel, jöle, sos, kuru meyve olarak tüketildiğini, yaprak, kök ve çiçeklerinden ise ilaç sanayisinde yararlanıldığını kaydetti. Çelik, güzyemişinin Uzakdoğu’da geleneksel besin kaynaklarından biri olarak tüketildiğini de sözlerine ekledi.

Likopen

Likopen, sebze ve meyvelerde doğal alarak bulunan karoten familyasına ait bir pigmenttir. Bir çok araştırma göstermiştir ki likopen prostat kanseri, sindirim sistemi, göğüs kanseri, akciğer kanseri ve yaşlılıktan dolayı oluşan kalp dejenerasyonunu aktif olarak engelleyebilir.

Kaynak

Güzyemişinin güzelliğe bu kadar faydası varken biz yemeyeceğiz de kimler yiyecek. Unutmayalım ki yemeyenin malını yerlermiş. Güzyemişini kimseye yar etmem.

Serenegas

Print Friendly

Zeytin-etraf.info

İşsizlik oranı artarken iş bulmak, çalıştığın işte kalabilmek için daha fazla çaba sar etmek gerekiyor. Çevrenizdeki işsiz insanların yüzlerine dikkatlice baktığınızda hepsinin depresyon hali okunmakta bu halleri beni ziyade ile üzmekte, umutlar sönmeden dilerim her işsiz bir işe sahip olabilir.

İlk izlenim 7 saniye içinde gerçekleşir. İlk izleniminiz iyi değilse, ikinci bir şansınızın olması çok zor. Ancak iyi bir izlenim bıraktıysanız, karşınızdaki sizi ve deneyimlerinizi ciddiye alacaktır.

İnsanların nasıl ilk izlenim edindiğini öğrenin

Araştırmalar gösteriyor ki biriyle tanıştığınızda, izlenimin % 93′ü görünüş, beden dili gibi sözlü olmayan veriler üzerine kurulur. Kullandığınız kelimelerse izlenimin sadece % 7’sini oluşturur. İlk karşılaşma telefonda gerçekleşse de nasıl algılandığınızın % 70′i sesinizin tonuna, % 30′u kelimelerinize göre değerlendirilir. Yani, ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz önemli.

İlk 12 kelimenizi dikkatli seçin

Araştırmalar her ne kadar birebir görüşmelerde kelimelerinizin, insanların sizin hakkınızdaki düşünceleri üzerinde % 7 etkisi olduğunu gösterse de siz yine de işi şansa bırakmayın. Görüşmeciyle tanıştığınızda bir kaç teşekkür cümlesi kurun. “Bana vakit ayırdığınız için teşekkürler” gibi… Siz takdir ettiğinizde insanlar da sizi takdir eder.

Karşınızdakinin ismini kullanın

Kendi isminizden kulağa daha hoş gelen başka bir şey yoktur. İlk 12 kelimenizde ve ilk 7 saniye içinde görüşmecinin ismini kullanmanız, ona değer verdiğiniz ve odaklandığınız mesajını verecektir. İsmiyle çağrılmak kadar hiçbir şey insanların dikkatini çekmez.

Saçınıza dikkat edin

Çünkü görüşmeci de edecektir. Biriyle tanıştığınızda dış görünüşünüzle ilgili olarak, ilk etapta saçınız ve yüzünüz dikkat çekecektir. Hiç kimse saçı stili profesyonel olmayan, dağınık saçlı biriyle çalışmak istemez.

Ayakkabılarınızın temiz olmasına özen gösterin

İnsanlar yüzünüzden hemen sonra ayaklarınıza bakar. Ayakkabılarınız temiz değilse, görüşmeci detaylara önem vermediğinizi düşünecektir. Ayakkabılarınız boyanmış ve iş ortamına uygun olmalı. Ayakkabınız kapıdan çıkarken giydiğiniz son şey olabilir ama insanların ilk dikkat ettikleri şeylerden biridir.

Hızlı yürüyün

Araştırmalar gösteriyor ki diğerlerinden % 10-20 daha hızlı yürüyen insanlar, önemli ve enerjik olarak görülüyor. Bu tam da potansiyel işvereninizin aradığı bir tip. Etkilemek istiyorsanız, temponuzu arttırın ve sanki bir yere yetişiyormuşsunuz gibi hızlı yürüyün.

İyi el sıkmayı öğrenin

Potansiyel işvereninizle tanıştığınızda, ilk yaptığınız elinizi uzatmaktır. Her iş adamı bilir ki iyi bir tokalaşma kendinden emin olmalıdır. Ancak görüşmelerde genelde, insanlar gevşek bir tokalaşma yaparlar. Eğer iyi bir başlangıç yapmak istiyorsanız, karşınızdakinin elini tam olarak kavramalı ve kendinden emin bir şekilde ama hafifçe tokalaşmalısınız. Böylece iyi bir iş ilişkisinin başlangıcını gerçekleştirmiş olursunuz.

Beden dilinizle sözlü mesajlarınızı uyumlu hale getirin

Tebessüm ya da memnun bir ifade, görüştüğünüz kişiye orada bulunmaktan memnun olduğunuz mesajını verir. Göz kontağı kurmak, söylenenlere dikkat ettiğinizi ve ilgilendiğinizi gösterir. Görüşmeciye doğru eğilmeniz, konuşmaya dahil olduğunuzu gösterir. İlgili ve ilginç görünmek için mümkün olduğunca çok işaret kullanın.

Görüşme sürecinde, her hareketinizi planlayabilirsiniz. Görüşmeyi ayarlar, hazırlanır ve sunumunuzu yaparsınız. Ancak potansiyel işverenler her an her yerde karşınıza çıkabilir. Bu nedenle her an iyi bir izlenim yaratmak için hazır olun.

Berna ÇETİN / kariyer.net

Bu ve buna benzer makaleler okumak elbette faydalıdır ancak hiçbir şey yazıldığı gibi yaşanmaz o nedenle işe sahip olamasanız bile direncinizin kırılmasına izin vermemelisiniz.

Zeytin

Print Friendly

Gençlerin Yeni Gözdesi

Haberin detayı için tıklayınız.

Print Friendly

Sıcak Su Torbası

Hemen hemen her evde bulunan ve kullanılan sıcak su torbalarını doğru kullanıyor muyuz diye merak ettim ve kendi adıma doğru kullanmadığımı öğrenince sizlerin de bu bilgiye sahip olmanız açısından uzmanları tarafından açıklamaya çalıştım.

Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Gamze Varol Saraçoğlu, sıcak su torbalarının hem avantajlı hem de dezavantajlı olduğunu belirtti. Sıcak su torbalarının sadece soğuk havalarda kullanılmadığını belirten Saraçoğlu, bu tarz torbaların spor yaralanmalarında veya fizik tedavide kullanılabildiğini söyledi.

Akut dönemde sıcağı tercih etmediklerini anlatan Saraçoğlu, sıcağın damarları genişlettiğini, böylece var olan ödem ve kanlanmanın arttığını ve daha çok şişkinlik ve mikropsuz iltihabın oluştuğunu söyledi.

Saraçoğlu, ”48 saat gibi bir süre geçtikten sonra yaralanmalarda eklem hareketini normale döndürmek için sıcak uygulamaları öneriyoruz” diye konuştu.

Sıcak su torbalarının kauçuktan, ağzı sıkıca kapatılabilen, sızıntı yapmayan uygun araçlardan yapılması gerektiğini vurgulayan Saraçoğlu, şöyle konuştu:

”Acillere, sıcak su torbalarının uygun kullanılmaması nedeniyle birçok yanık vakası geliyor. Bunun nedeni insanlar sıcak suyu plastik şişelere veya kavanozlara koymaktalar. Böylece ciddi yanık ve kesikler oluşabiliyor. Çok tehlikeli. Özellikle kış aylarında bu tip vakalar sık geliyor ve hiç istemediğimiz şeyler. O yüzden güvenilir, temiz, yeni bir sıcak su torbası temin etmek önemli. Bir de bunun doğrudan insan vücuduna değmemesi lazım. Çünkü yüksek ısı yanıklara neden olabiliyor.”

Diyabet hastası veya nörolojik hastalarda hissizlik gibi durumlarla karşılaşılabildiğini belirten Saraçoğlu, bu tür durumlarda hastaların sıcaklığı anlayamadığını söyledi.

Bu tip hastaların sıcaklığı hissetmediğini anlatan Saraçoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Hastalarımız üşürler, ısınmak için aileleri de genelde sıcak su torbalarını kullanır. Hastanın ayağının altına sıcak su torbası koyarlar. Sabah kalktığımızda bir bakarız ki hastanın ayaklarının altı yara olmuş. Bu durum ile özellikle diyabet hastalıklarında karşılaşıyoruz. Diyabetlilerin, özellikle ayak ve ellerinde hissizlik oluşur. Ancak çoğu zaman hissetmediklerinin farkında bile olmazlar. Bundan dolayı sıcak su torbaları bu tip hastalar için tehlike oluşturuyor.”

Sıcak su torbalarının çeşitli ağrıları dindirmek maksadıyla da kullanıldığını anlatan Saraçoğlu, örneğin sıcağın kadınların adet dönemindeki ağrılarına iyi geldiğini ifade etti.

Doktorların, bazı ağrıları dindirmek için sıcak su torbalarını önerdiğini belirten Saraçoğlu, ancak ağrı nedeninin iyi bilinmesi gerektiğini söyledi.

Saraçoğlu, şunları kaydetti:

”Hastalara bazı ağrılar için sıcak su torbası önerebiliyoruz. Ancak, bu ağrının altında başka bir şey olmadığını bilmemiz gerekir. Eğer vücutta bir enfeksiyon varsa, bu sıcaklık o enfeksiyonun artmasına ve vücuda daha hızlı yayılmasına neden olabiliyor. Örneğin, karın bölgenizin ağrıma nedeni bir apandisitte olabilir. Böyle bir durumda sıcak su torbasını o bölgeye koyarsanız, apandisit hızla büyüyecek, genişleyecek ve patlayarak vücuda yayılacak. Daha tehlikeli bir hal alacak. O yüzden kendimizle ilgili durumumuzu bilmiyorsak, normalde yaşamadığımız bir ağrı varsa bunları kullanmayı önermiyoruz.”

Sağlıklı bir hayat dilerim.
Amadeus

Print Friendly

Haberin detayı için tıklayınız.

Print Friendly

İkinci El, Az Kullanılmış, Satılık Adacık Ve Kayacık

Komşu ülke Yunanistan, Ege ile İyon denizinde bulunan 598 adacık ve kayalığı satışa çıkardı.

Devletler böyle borç batağında yok oluyor tıpkı insanlar gibi. Kredi borcu mağdurlarının neler yaşadığını ana sayfa haberlerinde çok duyduk. Şimdi sıra devletlerin borç batağında nasıl gün be gün eriyerek yok olduklarını izlemeye geldi.

Yunanistan komşu ülke gerçi ne kadar komşuluk yaptığımız muamma ama sonuçta kıyımızın karşısında yer alıyor. Düştüğü borç batağının pençesinde kıvranıyor. Özelleştirme ile bu bataktan kurtulmayı umuyor.

Atina’da yayımlanan Elefteros Tipos gazetesi, “Papandreu, 598 adaya satılık tabelası koyuyor” başlıklı haberinde, AB, Avrupa Merkez Bankası (AMB),Uluslararası Para Fonu (IMF) “Troykası” yetkililerinin, 2015 yılına kadar 50 milyar avro tutarında “özelleştirme” yapılmasını öngören yeni reformlara gidilmesi taleplerinden aylar önce hükümetin kamuya ait taşınmaz mülklerin “nakite çevrilmesi” yolunda planlar yapmaya başladığını öne sürdü.
Gazete, hükümetin hedefinin, 330 milyar avroya tekabül eden devasa devlet borcunun bir bölümünü ödemek olduğunu kaydetti.
Bu konu bir ülke nasıl yok edilir diye düşünenlere en son yaşanılan örnek olarak hafızalarda yerini almalı.

18 Şubat 2011

Yaşar Gündoğdu
Araştırmacı – Yazar

Print Friendly

Sağlık Bakanlığı, tiryakilerin sigarayı bırakmaları için kesenin ağzını açtı. Bakanlık, kendisine başvuran 300 bin tiryakinin sigarayı bırakması için bu yıl ‘ücretsiz’ hap dağıtacak. Piyasada 180 lira ve 64 liradan satılan bıraktırma ilaçlarından, ortalama 3 ila 2.5 kutu kullanmak gerekiyor. Bu durumda Bakanlık, sigarayı bırakması için tiryakinin cebine 540 lira koymuş olacak.

Sigarayla mücadele için yoğun bir program uygulayan Sağlık Bakanlığı, Türkiye genelinde 200 noktada sigara bıraktırma poliklinikleri oluşturdu. Ardından yine sigarayı bırakmak isteyen tiryakiler için Eylül sonunda ALO 171 hattını açtı. Bir ayda sigarayı bırakmak için telefonla yardım isteyen sayısının 200 bini geçmesi üzerine bakanlık, kapasite artırma kararı aldı.

Üst düzey bir bakanlık yetkilisi, Avrupa’daki örnekler incelendiğinde hiçbir ülkede böyle bir talep gelmediğini anlattı. Bunun üzerine hattın kapasitesinin artırılması için çalışmalara başladıklarını ve halen çalışan 15 kişiye ilave olarak 45 kişinin daha alınacağını açıkladı.

17 milyon tiryakisiyle dünyanın en çok sigara tüketilen ülkeleri arasında ikinci sırada yer alan Türkiye’de, sigaranın neden olduğu hastalıklar kamunun sağlık giderleri içinde önemli bir yük oluşturuyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2000 yılında hastaneye yatırılarak tedavi altına alınan 5 milyon kişinin yüzde 20’si yani 1 milyonu tütün ürünlerinin neden olduğu hastalıklardan tedavi görüyor. Hastanede meydana gelen ölümlerin yüzde 52’si de tütün ürünleri kullanımından kaynaklanıyor.

Bakanlık yetkilisi bu tabloyu değiştirmekte kararlı olduklarını belirterek, bir hafta 10 gün içinde tiryakiler için haplı tedaviye başlayacaklarını söyledi. Halen ilaç piyasasında sigara bıraktırma hapı olarak iki markanın bulunduğuna dikkat çeken yetkili, ilk etapta 300 bin kişinin sigarayı bırakma tedavisinde kullanılmak üzere firmalarla fiyat pazarlığı yaptıklarını belirtti.

Bu ilaçlardan Champix’in piyasa fiyatının 180 lira olduğunu, Glaxo’nun ise 64 liradan satıldığını ifade etti. Bakanlığın, toplu alım yapacağı için bu fiyattan almayacağını açıklayan yetkili, hangi tiryakiye hangi ilacın kullanılacağına ise doktorun karar vereceğini söyledi. Tiryakinin sigara bırakmak için başvurduğu sağlık kurumunda doktor gözetiminde bu ilacı kullanacağını ve danışmanlık verileceğini belirtti.

Bakanlık verilerine göre Türk erkeklerinin hipertansiyondan sonraki en yaygın ölüm nedeni sigaradan kaynaklanan hastalıklar. 2003’te sigara kullanımı nedeniyle ölen 55 bin kişinin yüzde 97’sini erkekler oluşturmuş.

Sigaranın neden olduğu hastalıklar arasında kanser (akciğer, pankreas, ağız, gırtlak, yemek borusu dahil olmak üzere diğer kanser türleri), kalp ve damar hastalıkları ile solunum yolu hastalıkları ( bronşit, amfizem, astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalıkları) sayılıyor. Ayrıca sigara içmenin vücudun hemen her organına zarar verdiği ve çok çeşitli diğer hastalıklarla bağlantılı olduğu vurgulanıyor.

Bu kadar bilgiden sonra kendiniz için bir şey yapın.

Serenegas

Print Friendly

Görünmezlik Pelerini

Dostname

Her yeni gün dünya yeni buluşlara uyanırken biz bu uyanışın hangi safhasını yaşıyoruz diye düşünmeden edemiyorum.

İngiliz araştırmacılar ışığı büküp nesneleri büyük ölçüde görünmez kılan esnek bir film tabakası üretmeyi başardı.

Harry Potter filmiyle hafızalara kazınan `görünmezlik pelerini`nin gerçek yaşama geçirilmesi doğrultusunda büyük bir adım atıldı.
Daha önce de ışığı bükebilen ve kısmi görünmezlik sağlayan maddeler üretilmişti ancak bunlar sadece ışığı oluşturan tek bir renk üzerinde etkili oluyordu.
`Meta-madde` adı verilen film tabakası ise milyonlarca mikroskobik parçadan oluşuyor ve ışığı `en temel seviyede` büküp sarıldığı nesneleri büyük ölçüde görünmez hale getirebiliyor.
St Andrews Üniversitesi araştırmacıları nano-kumaşın üretiminde geleneksel yöntemleri geride bırakarak mikroskobik parçaları incecik bir polimer film üzerine yerleştirmeyi başardı.
Bu keşfin yakın gelecekte savunmadan elektroniğe pek çok alanda farklı uygulamalara imkân tanıyacağı belirtiliyor.
Görünmezlik pelerini kimin ne işine yarayacak henüz gözümde canlandırabilmiş değilim ama şüphem yok ki İngilizler bu buluşları ile mutlaka kendi çıkarları doğrultusunda hamleler yapacaktır.

Dostname

Print Friendly

Zorunlu Eğitim 13 Yıla Çıktı

ayisigi

18. Milli Eğitim Şurası Genel Kurulu`nda, zorunlu eğitim uygulamasının 1 4 4 4 şeklinde 13 yıla çıkarılması önergesi oy çokluğuyla kabul edildi.

“Eğitimde 2023 Vizyonu“nun tartışıldığı 18. Milli Eğitim Şurası`nda çeşitli konuların ele alındığı komisyonların kararlarının görüşülmesine Genel Kurul toplantısına Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu başkanlık etmişti.
Toplantıda, “İlköğretim ve Ortaöğretimin Güçlendirilmesi Ortaöğretime Erişimin Sağlanması“ komisyonunda alınan kararlar görüşüldü.
Komisyon kararı olarak Genel Kurul`a gelen ve tartışılan maddelerden biri olan “Gelişim özellikleri bakımından farklı düzeylerdeki öğrencilerin bir arada bulunmasının ortaya çıkardığı pedagojik sorunların ortadan kaldırılması için ilköğretim okullarında sekiz yıllık zorunlu eğitimin öğrencilerin yaş ve gelişim özellikleri dikkate alınarak kademelendirilmesi, fiziksel mekanların bu kademelere göre öğrencilerin ayrı alanlarda eğitim görmelerini sağlayacak biçimde bölümlendirilmesi, okulların öğrenme alanları olmanın yanında, bir kültür merkezi ve yaşam alanları olarak düzenlenmesi“ önerisi Eğitim Bir Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu`nun teklif ettiği önergeyle değiştirildi.
Kurulda söz alan Gündoğan, ikinci maddenin “Eğitim süreleri 1 yıl okulöncesi eğitim, 4 yıl temel eğitim, 4 yıl yönlendirme ve ortaöğretime hazırlık eğitimi, 4 yıl ortaöğretim olmak üzere zorunlu eğitimin 13 yıl olacak“ şekilde düzenlenmesini önerdi. Bu önerge, kurulda oylanarak kabul edildi.
Önerinin kabul edilmesine tepki gösteren Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, bu konunun önemli olduğunu belirterek, böyle bir konuda bilimsel bir çalışma olmadan değişiklik yapılmasının önerilmesinin doğru olmadığını savundu.
Adıbelli`nin oya sunulan, bu önergenin yeniden tartışılması yönündeki önerisi kabul edilmedi.
Bu haberden herkesin bilgisi vardır burada tartışılması gereken ise 8 yıllık eğitimde istenilen sonuç alındı mı ki 13 yıllık zorunlu eğitime geçildi?

Ayışığı

Print Friendly

18. Milli Eğitim Şurası yapıldı. Genel Kurul çalışmalarına Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu başkanlık yaptı. Genel Kurul’da;

—Öğretmenlere her yıl 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde bir maaş ikramiye ödenmesi,
—Ek ders ücretinin saat ücretinin 6 liradan 12 liraya yükseltilmesi önerileri kabul edildi.

Oy birliği ile kabul edilen bu yeni durumun öğretmenler arasında ödenecek miktarın net mi yoksa brüt mü olacağı konusunda esprilere sebep olduğuna şahit oldum. Haksız da sayılmazlar çünkü maaşla ödüllendirme alan bir öğretmene verilen maaş ödülünün maaşı kadar verildiği sanılıyor oysa ödenen çok komik bir rakam olarak yansıyor.

Ek ders ücretlerinin %100 zamlanması ile neler olabileceği de merak konusu çünkü maaşa zam işe son politikası ile hareket eden bir yönetici sistemine sahibiz. Okul müdürlerinin kendilerine yakın buldukları öğretmenleri kayırmak için bir yol daha açılmış gibi görünüyor düşünceleri de çoğunlukta.

İyileştirme çabalarının bile birilerinin düşünce ve yönetim tarzına alet edilmesi meslek ahlakına sığmayan bir durum ancak bizim ülkemizde bu tip manzaraları görmeye öylesine alışığız ki artık tepki bile veremeyecek kadar normal görmeye başladık.

Gelişmeleri ile konuyu burada tartışabileceğimizi düşünüyorum.

Amadeus

Print Friendly

Cep Telefonu Beyni Tahrip Ediyor

Dostname

Cep telefonlarının yaydığı radyasyon beyne zarar veriyor. Üstelik bu zararın geriye dönüşü yok… Hemen hemen herkesin evinden birden fazla cep telefonunun bulunduğu bir zamanda yaşıyoruz. Kendi paramızla kendimize zarar veriyoruz.

Bilim adamları cep telefonun yaydığı radyasyonun beyinde çeşitli hasarlara yol açtığı sonucuna kesin olarak ulaştı. Bilim adamlarının yaptığı bilimsel açıklama ise şöyle: Beynin kan damarlarını besleyen endotel hücreler, cep telefonlarının yaydığı radyasyondan ciddi ölçüde hasar görüyor.

Bu durum beyindeki kan damar çeperlerinde tahribat yaratıyor. Sonuçta hasar gören kan damar çeperleri kanın içindeki zararlı maddeleri ayıklama fonksiyonunu kaybediyor. Böylece kanın içindeki zararlı maddeler beyne ulaşarak onarılması imkânsız hasarlara neden oluyor.

Zararlarını daha iyi bilmek belki de bizi bu tehlikeden uzaklaştırır düşüncesindeyim. Küçük çocukların elinde bile cep telefonları görüyorum onların tazecik beyinlerinin ne hale gelebileceğini düşündükçe üzüntüm bir kat daha artıyor.

Dostname

Print Friendly

İsrail uzaydaki varlığını her geçen gün biraz daha artırıyor. Savunma yetkilileri yeni bir casus uydunun yörüngeye fırlatıldığını ve böylece istihbarat toplama kapasitesinin artırıldığını açıkladı. Zaten yeterince kapasiteye sahiplerdi ama o bile az geliyor olmalı.

*Ofek 9* isimli uydu, İsrail’in uzaya gönderdiği bir dizi araçtan altıncısı oldu.
Üst düzey bir savunma yetkilisi, “Hedefleri incelemek istediğimiz zaman bunun için kendi uydularımıza ihtiyaç duyuyoruz. Yeni uydu yüksek çözünürlükle daha sık görüntü almamızı sağlayacak” dedi.
Yetkili Palmachim Hava Kuvvetleri üssünden fırlatılan uydunun daha önceden planlanmış olduğunu ve son gelişmelerle bir alakası olmadığını söyledi.

Peki Türk akademisyenlerin bu alanda ne çalışmaları var bileniniz var mı?

Amadeus

Print Friendly

Duyduklarınıza İnanamayacaksınız

UfukSerdengecti

Aşağıda okuyacağınız olay tamamen gerçektir. Eğer yer ve kişi bilgileri verilmemiş olsaydı bu olay bizim Temel’in üstüne kalabilirdi ama gönlüm buna elvermezdi. Biraz düşündüren, biraz gülümseten biraz da yaptığımız işe ve birlikte çalıştıklarımıza dikkat etmemiz hakkında örnek olan haberi değerlendirelim.

Ufuk Serdengeçti

311 Numaralı Oda

Güney Afrika’nın Cape Tovn şehrindeki bir hastanede devamlı olarak gizemli ölümler oluyordu. Hemşireler haftalardır üst üste her cuma günü 311 numaralı yoğun bakım odasına yatırılan hastaları ölü bulmaktaydılar. Bu sırlı ölümlere uzun süre açıklama getirilemedi. Herkes meselenin çözülmesi için seferber oldu.

Uzmanlar odanın havasını bakteriyolojik olarak kontrol ettiler. Güney Afrika’nın önde gelen bilim adamları ölenlerin aileleriyle üç hafta boyunca görüşmeler yaptılar. Hatta işin içine polis girdi ve akla gelen her ihtimal tek tek değerlendirildi, ancak onların araştırmaları da sonuçsuz kaldı. Ve tabii bu arada 311 numaralı odadaki hastalar sebepsiz ölmeye devam ediyordu.

Son çare olarak hastaların kaldığı 311 numaralı yoğun bakım odası sürekli gözetim altına alındı ve sonunda odadaki ölümlerin nedeni ortaya çıktı. Sonuç trajikomikti.

Cuma sabahı saat 06.00′da odaları temizleyen temizlikçi kadının, hastanın bağlı bulunduğu solunum cihazının fişini çekerek, kendi elektrik süpürgesinin fişini taktığı ve işini bitirdikten sonra solunum cihazının fişini tekrar yerine takıp gittiği görüldü.

Print Friendly

Tüm laptop fırsatları için tıklayın !