Şiir ’ Kategorisi icin arsiv

Hadi Hadi – Akrostiş

hunter(hazal kaya)

Her önüne geleni böyle aldatamazsın,
Asla  vazgeçmeyeceksin değil mi huyundan.
Değiştiremez kimse seni, sen istemedikten sonra…
İp üstünde iki cambazın oynayamayacağını da unutma…

Hiç kendini beni kandıramazsın,
Acımamı bekleme ağlayıp sızlanma istersen…
Dilenmenin bile bir yolu yordamı vardır ya!..
İşin tadını kaçırdın sen, canım başka kapıya…

Hunter38

Aşkın Kadavrası

gokkusagi

Boğup getirdin sellerimle
Ölü bir cesediyim şimdi gelişlerin
Paramparça olmuş yürek
Toplanır mı bundan sonra?
Ruhum aşkıma kanat olmuş
Şirinlik taslıyor
Yüzümde çatılmış kaşlarım
Bitirimlik taşıyor.
Cereyanda kalmış iskelet yapım
Anatomik dersinde
Kemiklerimin sayısı noksan çıkıyor.
Göğüs kafesim geçmiş birbirine
Arşımdan kaçan ruhum
Sığınacak liman arıyor.
Kapılmış naaşıma gelip çatıyor aşk
Uyuyan pamuk prenses
Şimdi hocamız
Dirilişleri anlıyor ikmale kalan bedenimin
Cılızlaşmış sevdamın
Çatallaşmış aşkımın
Tedavi yöntemleri laboratuarlarında
Deneme tahtasıyız umutsuz vakaların.

08 Eylül 2010

Gökkuşağı

Şairini Çarmıhta Bırakan Şiir

ZuleyhaSelcuk

Ben baharı yaraladım

Bilmem kaçında

Kaçıncı günün gecesini geçerken vakitler

Şiirlerden ölümcül bir yara aldım…

Ne başlangıcın, ne sonun kaldı öyküme

Hep eli dili bağlı sözcükler birikirken bende

Ağzımda boğulmuş bir deniz bıraktım.

Ben kendimi hangi sahilde

Hangi kumsalın izinde bulurum şimdi?

Baharın yorgun dalgalarında

Kıyıya vurduğumdan beri

Kaybettiğim umutlarımla

Sana benzeyen bir resme daldım

Ve tam da kalbimin ortasında

Bir intihar nöbetine değerken bakışlarım

Saçlarından dizeler dökülen bir yaşama el uzattım.

Şimdi diner mi aşkın çarmıhına astığım yürek sızılarım,

Susar mı aşka saklanan dizeleri sana yazışım?

Kaç kere ötenazi istedim duygularım için

Her seferinde doludizgin dizeler sardı başımı

Oysa şiirler beni yakıyordu

Ve başım hiç hoş değildi bu aralar şairlikle

Uyumak istiyordum sadece

Uzak bir ırmağın denize varmayan son durağında.

Susmak istiyordum şairi delirten adam

Sadece susmak…

Diline dolamayı beceremediğin ismimle susmak

Ya da sana bakan göz olurken

Gözlerinden denize dalmak

Masmavi bir çığlık oluşuma uyanmak sonra…

Ben baharı yaraladım

Bir mayıs gününün akşamında

Sonra haziran tadında bir sevdaya uğradım

Bir haziran sabahında

Vakitleri şiire yazmakla sen adıyla bir sızı daha aldım.

Şimdi şairini çarmıhta bırakan şiirler gibi

Kirpiğime asılan isminle unutuyorum kendimi

(yeter artık sanata yüklemeyelim her şiirin acısını / bir kere de senden bilelim / bu yürek sancısını!)

16.o5

25 Ağustos 2010

Züleyha SELÇUK

Sonlardayım

merve

Nicelerin sonunu yaşıyorum
Yarınların tükendiği anlardayım
Sensiz nefes almalardayım
Boğuluyorum bucaksızlığında
Kavruluyorum buzullarda
Soğuk yangını yemiş yüreğim
Titriyor avuçlarımda…

Merve

Sarmaz Seni Toprak

Efsane

İhanetin boyunu aştı
Saklarken seni gözbebeğimde
Asılı kaldın günahların boynunda
Şimdi durma gözlerinden kan gelene kadar ağla!

Bir kadın var hayatımda o da sen
İhanet etmedim etmem de
Günahım da sen, sevabım da sen
Ağla yan yüreğim yeşil gözler için.

Ne kadar inkâr etsen de boşuna
Dudağında dudak izi,
Gözlerinde göz var
Tenin tenime haramdır,
Şimdi durma gözlerinden kan gelene kadar ağla!

Kim görmüş, kim söylemiş bunları,
Sen mi, yüreğin mi?
Hayatım bir sen varsın bir de gözlerin.
Dudağımda gül izi tenimde ise gölgen
Ağla yüreğim ağla yeşil gözler için ağla.

Ne kadar unuttum desem de yalan unutmadım
Ben ihanet etmedim
Ama sen kim bilir kaç gülün dikeninde kana bulandın.
Kalbimi verdim yetmedi, can verdim yetmedi
Şimdi durma gözlerinden kan gelene kadar ağla!

Tüm düşler adına yakılmıştı
Şiirler, şarkılar sokak başlarını tutmuştu
Geceler boyu adın zikir olmuştu
Oysa sen canıma zehirmişsin
Hangi güzel avuttu ki seni?

Avutamazsın hiçbir yürek atışında kendini
Salamazsın içindeki hüzünleri hiçbir neşeli oyun parkına
İçinde kalıp yavaş yavaş tüketecek seni ihanetin kokusu
Ağla yüreğim ağla yeşil gözler için ağla!

Senli anılar ortasındayken şiirler avutur mu beni?
Düşler karabasan olurdu sensizliğimde
Şiirler senin için içli içli okundu şarkılar ise hüzzamı anımsatırdı
Ağla yüreğim ağla şiirler için dinlediğim hüznüm için ağla…

07 Eylül 2010

İhtimal & Efsane Etrafoğulları & Paraf

Çarpıcı Söz

ihtimal

Güzel olan senin yüreğindi, en çaresiz zamanımda bana koşan.

Etkili olan sesindi, beni en aptalca bir işi yapmamdan alı koyan.

Çarpıcı olan dokunuşundu, en koyu yalnızlığımda omzuma konan dost elin.

Saf olan senin gözlerindi, en umutsuz anımda umut veren bakışların.

Anne sütü kadar aktı sevdamız, lekesi yoktu zamansız.

Gecenin buğusu düşünce gözlerine, yağmurun olur akardım yüreğine.

Siren sesi gibiydi seni seviyorum dediğinde panik yapıp yönümü bilmezdim.

Ah Memedim

hunter(hazal kaya)

Arkada kalmasın gözün, biliyorum meraktasın
Hani söylerdin ya hep, giderken de dur diyemedim…

Mutlaka başladığı yere dönermiş sevdalar
Elveda dediğin zaman, hatıra olur ondan kalanlar…
Mazi oluverir bir anda bütün yaşadıkların,
Eskilerden açıldığı zaman konu, güler geçersin
Dili tatlı, ağzı bal olsa bile ne yazar…
İlk başlarda hoşuna gitse de, hepsi bir yere kadar
Mezarımda ağlama boş yere, öldükten sonra işime yaramazsın…

Hunter38

Kara Yağmur

Passiflora

Dursana kara!

—zaman, dursana.

Sevsene kara!

—yürek sussana.

Geçmişini, gözümün yaşını

Silsene kara!

Sevsene,

Gitmesene…

Yağmur,

Artık yağmasana!

Passiflora

Başka Tenlerdesin

merve

Teninde başka tenler var yar
Silebildiler mi kokumu alabildiler mi?
Sıcaklığımı unutturabildiler mi?
Benim izlerim duruyor sende
Silemezler teninden tenimi
Dokunamazlar ben gibi
Başka yataklarda başka kollarda aradığın ne?
Unutmak mı çaban boşa uğraşma
Ne sen unutursun beni
Ne silebilirim ben seni
Tenimde sıcaklığın kokun dururken
Karanlıklarda sana sarılırken.

Merve

Emanetim

merve

Biat ettim aşkına
Boynum kıldan inceydi karşında
Ben yüreğimi verdim avuçlarına
Koru dedim emanetim sana
Sakla sakın onu
Kırma hoyratça kullanma
Alırım dünyayı karşıma
Senin sevdan uğruna
Hani emanetim ne yaptın ona?
Kuytularda ne işi var onun
Yapayalnız terk edilmiş bir başına
Üşüyor duymuyor musun titremelerini,
Rahat mısın şimdi uyuyabiliyor musun?
Sabahları baktığım gözlerim yok
Oldu mu istediğin söyle?
Bittik, tükendik, yok olduk
Versene emanetimi bana geri
Ne yaptın ona saklayamadın değil mi?

Merve

Bizi Baştan Çıkaran Tanju Okan

bir kadını sevmeyi senden öğrendik
eve çiçek götürmeyi
elini tutmayı
okan’ım
aşk dilenmeyi
senden öğrendik
.
simitçi kedilerine döndük
okan’ım
sevda kapısında
on yıllar yüz yıllar yalvarmayı bilmezdik
çıkıp geldin bir sabah
bitip tükenmeyi senden öğrendik
.
yakaya gül takmayı senden öğrendik
okan’ım
çeşme’de bir kadına mangal yakmayı
rakı sofraları döşemeyi
yine de hey demeyi
salya sümük ağlamayı
vallahi senden öğrendik
.
çık git hayatımızdan okan
çık git
köle olmayı senden öğrendik
iyi şeyler de öğret bize okan’ım
mesela saçlarından sürümeyi bir kadını
yalvarmayı
kumsallarda yuvarlanmayı
tespih çekmeyi
öğret bize okan’ım
bir şeyler öğret

Barış Erdoğan

Kinler Biçilirken Büyüyemem

ekin tarlalarında
boyumuzu aşardı saplar
bir kez bile kin biçmedik
müjgan’la sevişirdik
etraf kör
.
kurak tarlalara bayılırım
sırılsıklam olurduk
bir kez bile kin dökmedik
sesimiz arşıalada
etraf sağır
.
gel zaman git zaman
müjgan da çimlendi sevdadan
bir kez bile kin içmedik
başak var tanemiz yok
etraf haram

Barış Erdoğan

Şiircikler – 3

şiirinin sesini kıssana barış erdoğan
uykusu kaçıyor bebelerin ısfahan’da
.
sulandırma şiirimi artık saki
geceye ayık girecek halde değilim
.
yahu şiirin topallıyor barış erdoğan
artık dilenmeye çıksın
attila ilhan sokağına
.
dün gece nöbetteydim suzan
barış erdoğan’ın şiiri vefat etti
.
uşağım
ver gitsin artık şu aynayı
kırk yıllık şairi bile tanımıyor
nerden bilsin marylou’yu

Barış Erdoğan

Kara

Passiflora

Gözlerinde
Sarıyı gördüm
Mor oldu sonra ısındım
Eridim kırmızısında
Seni gördüm.
Zeytin gözlerinin
Karasını fark ettiğimde
Ürktüm bir an
Ama tam da “kal” diyecektim
“benim ol!”
Fakat kalan bendim
Geç!

Passiflora

Şiircikler – 2

üşüdüm
ocağa biraz şiir at kış günü
.
usta
ben aşk borcumu ödedim
faizini babamdan alırsın
.
şiirin kapısına yem dökmüş bir şair
gitmem
tuzağına düşürecek kalemimi
.
kalbi vardı amma
düşüncemi içeri almış hainler
.
çıkıp gelme
çocukken tozuttuğum yollara
bakir kalsın
şiir yazma marylou
.
bulandırma şiirimin başını
aşağıda gençler şiir içiyor

Barış Erdoğan

Şiircikler – 1

sen İstanbul’a laf mı ediyorsun şair kurusu
arkasında dağ gibi bir şair var
ağzını topla
.
sınırdayız
amcam kaçak tütünlerini yutmuş
babamın esrarını çözemedim
olan benim şiire oldu
.
siz hala ne oynuyorsunuz kumarbazlar
adam ful şiir açtı
.
istavrit sandın yanıldın balıkçım
ustavrit o ustavrit
.
akşama doğru şiir sürüm geçecek
bir tanesi ağılına dönmesin
topunuzu sürerim
yemin billah
.
faiz alırım feyz veririm

bir damla şiir düşmüşse
dilenci torbasına
.
can vermekten çok
can çekişmeyi severim
aşkın oltasında

Barış Erdoğan

Hint Fakiri

hint fakiri oldum ama
şükür

şiir fakiri olmadım
.
tozdan dumandan fermanım okunmuyor
olsun
şiirim okunuyor
.
üstüm başım dökülüyormuş
varsın dökülsün
şiirim akıyor ya
.
elden ayaktan düştü dediler
şiirim yürümeye başladı

Barış Erdoğan

Hayrettin TAYLAN

Durdurulamayan bir yüreğin aşk kanıyım
Akıyorum gelmenle gitmen arasına
Ömrüm ile gönlüm aynanda pıhtılaşır her şeyin
Sevda kırışık
Sevgi tarağım yok
Öylece kalmışız koca hayatın ortasında
Şairin yüreğini aldı ürkek bir ceylan
dili kaldı
sözleri kaldı
yaraları kaldı
yeni bir aşk kaldı koca ömre
Sızının sözlerinde kalır sende kalışım
anlara sığmayan susuşların su şehrindeyim
su ile susmak arasında susuz sustum
iki damla bekledim yarama
iki çift söz bekledim koca ömrümü yamalamak için
sükutun defteri kayıp aşklar kentinde olmalı
konuşmadı aşk dilin
gösterilmedi gidiş filmin
canlanmadı can kırığı an be anların
Her ağrının bir çağı, dağına özet
her çağrının bir aşkı özüne kanıt
her özleyişin bir dizesi ömre senet
her senin bir düşü aşka cennet
Kaybolmuş güzel anların hayal anası olmuşsun
yetim bir mecnun olarak geliyorum sözsüz kucağına
al beni emzir aşkın ak sütünden
al beni geçir büyülü sevdaların sıratından
al beni büyüt tutkunun cennetinden
peri ol damla damla Kevserler sun bana
bin türlü yaşamak özetle, gül cemalinden
bir seslenişin senfonisinde oku beni
bir tükenişin armonisinde derle beni
bir kavuşmanın kavuştağında çal beni
yoksul hayal kırıklıkların bendinde al beni
aşkın törenlerinde sun beni yüreklice
müebbetli bir bekleyişin son hecesine ekle
ufukların en ufağında sustur unutamadıklarımı
üşür yalnızlık
yüreğim yaftalanır
sorgusuz bir gidişin dilinde susar ömrüm
dile gelir tükenişim
dile gelir özleyişim
dile gelir bekleyişim
Gelmene tutunur ömr-i sevdam
Şairin yüreğini aldı giden ürkek bir ceylan
dili kaldı
sözleri kaldı
yaraları kaldı
koca ömre yeniden gelişi kaldı.

Hayrettin TAYLAN

Mihnet-i Hicrân

ZuleyhaSelcuk

Serv-i kamedim, kapına geldim,
Yok mudur dilinde derdime devâ?

Mihnet-i hicrânla yoğrulup geldim!
Reva mıdır cana ettiğin cefa?

Subhuna meyledip, sesine geldim,
Bitmez mi bendeki bu gamlı mesa?

Aşk ehli olupta sırrına geldim,
Uzağına düşmek bana mı seza?

(sessiz sedasız akşam sesiyim) 11 Mart 2010

Şiirin dil içi çevirisi: ayrılık çilesi
Boyu servi gibi olanım, kapına geldim
Yok mudur dilinde derdime deva?
Ayrılık çilesiyle yoğrulup geldim,
Yaraşır mı canıma ettiğin eziyet?
Sabahına meyledip, sesine geldim,
Bitmez mi bendeki bu üzüntülü akşam?
Aşk kişisi olup da sırrına geldim,
Uzağına düşmek bir bana mı yaraşır?

Züleyha SELÇUK

Unutamadığım Çehrem

gokkusagi

Elimde değil unutmak
Aynalarda gördüğüm anımdı senden kalan
Bir parçacık yürek bulduğum
O bakışlarındı alıp giden beni.
Gözlerin flaş gibi çekiyor aşkımı
Unutulmayacak anımda çekilen birkaç dakika
Kaçırdığım saatine denk gelmiyor buluşma.
Sabah ile akşam arası saat ikide
Düşlerimiz girmiş birbirine…
Kavga halinde bir parçacık sevgiyi bölmüşüz ikiye
Yarısı kırgınlık, yarısı suskunluk
Puslu bulut çökmüş üstümüze
Sisten kaybolup gitmişiz çıkmıyor anımız
Elimde değil seni unutmak
Unutacak bir şey bulamadık görmediklerimizden
Yaşanan anım değil, unutulmayan yaşanmayan hayalimdi
Hayalimin bir flaş patlıyor savaş çıkıyor toz duman içinde aşkımız
Öyle yerinden tutuyorum ki
Yanlışla doğru arasında ikide
Yanlış olmayan doğru değilse tersimi moda
Çaldığım düdük hırsızlık yolunda
Dostumu düşman mı sanmış bir ama
Elimde mi unutmak olmayan nesneyi?
Yazdığım notlar yarım kürede
Kuzeyi, güneyi elimde
Seçmediğin yönümü sildin pozlardan
Anımı kaçıncı bastı olurum sen yoksun yaşanmayan aşkımda
Çek elini hafızamdan
Dokunma düğmeye yanmasın ışıklar
Gözlerim ışığa aşına kadar sahici misin, yalancı mı?
Yalan rüzgârını da geçen aşkımız yalan mı sahi mi ikide?
Elimde değil unutmak.

07 Eylül 2010
Gökkuşağı

Biriciğim

GolgeAdam

Aldığım her nefesin yarısı senin
Alnıma yazmış Yaradan, kim silebilir ki?
Gözümden sakındığım, öpmeye kıyamadığım
Avuçlarımdaki mutluluğumsun.
Değmesin sana keder, ben yanayım ateşlerde
Yeter ki sen hep gülümse.
Nasıl anlatsam ki yerini?
Hicaz makamında fasıldır ömrün ömrüme
Gök kubbe şahit seni nasıl sevdiğime
Günüme, yarınıma ektiğim
Koklanmamış gülümsün.
Duvar olurum sana her gelene
Sineme batsın gülünün dikenleri
Şikâyet edersem
Namerdim.

06 Eylül 2010

Gölge Adam

Eller

KALP

Küçücük ellerim vardı
Daha gözlerimi açıp dünyayı göremeden
Yüreklerinizle sardınız beni ilk önce
Siz de görmediniz başlarda beni
Ama görmeden sevginizi hissettirdiniz.
Kocaman elleriniz ile nazik davranırdınız
Şefkatinizle kucaklarken
Sevgi cümleleri fısıldadınız kulaklarıma
Gözlerimi ilk açtığımda ise siz karşımdaydınız.
Yapayalnız bırakmadınız beni
Ne kadar şanslı olduğumu o andan hissettirdiniz
Siz sevdikçe ben şımardım
Siz şarkılar söyledikçe ben gülücükler saçtım.
Masalların sonuna yetişemedim hep uyuya kalıyordum
Siz ise usanmadan anlatıyordunuz.
İlk anne ve baba deyişim sanki size dünyaları verdi
Siz mutlu oldukça ben de mutluydum.
Her adımda ya düşerken tutmak için arkamda
Ya da elimden sıkıca tutmak için yanımdaydınız.
&
Küçücüktü ellerim
Daha beni görmeden varlığımdan rahatsız oldunuz
Hiçbir günahım suçum yoktu oysa
Nefretinizi hissettikçe ben de gelmek istemedim bu dünyaya
Gözümü ilk açtığımda da yoktunuz yanımda
Yüreğimde hep bir eziklik ile uyandım sabahlara
Hep sol yanımda bir acı arkadaşlık etti gecelerime
Neden anne neden baba diye sordum çoğu zaman
Ama asla kimse duymadı sesimi
Hiç mi sevmediniz, hiç mi?
İçimdeki acı kine dönüştü günler geçtikçe
Bir damla anne sütüne bile muhtaç halde beni ortada koyan yürek
Elbet gelirdi benimde senden hesap soracağım gün.
Ben de istemez miydim sıcacık ana kucağında uyuya kalmayı
Babamın iş yerine gidip ben onun çocuğuyum diye gurur duymayı
Olmadı işte! Olmamasına sebep sizseniz
Yüreğime ekmediğiniz sevgi tomurcuklarının meyvesini beklemeyin benden.

04 Eylül 2010
İhtimal

Şarkındım

merve

Bir şarkı vardı bizimdi
Bir yârim olsun gözleri yeşil olan
Bir yârin oldu gözleri yeşil
İçinde sen olan sırf seni gören…
O gözlerde yaş var artık
Sürekli bulutlu, puslu, sisler var onda
Kara bulutların ardında
Şimşekler çakıyor gerilerde
Hava fırtınalara gebe
Sağanaklar yaşanıyor yürekte…
Gözden akan birkaç damla yaş
Bir kaç damla olduğuna aldanma
Lav gibi aktığı yeri yakıyor eritiyor
Düştü yeri delip geçiyor
Bir yârin oldu gül yüzü gülen
Hala yüzü gülen yüreği kanayan
Bir yârin oldu sadece seni seven
Seni ölümden öte bilen
Aldığı her nefese sen diyen.

Merve

Su Yırtılır Sesimden

canan’a yazılmış şarkı alsam ağzıma
su yırtılır
tını kalsın kulağa
.

can’a kazınmış söz görsem uykuda
ses titrer
çağıltısı kalsın oluğa
.
can çıkar canan gelir gülüşe
sır tutulur
yankı kırılsın koruya
.
can verme canan kal ertelerde
kan kurutulur
dirim gelsin yaraya

Barış Erdoğan

Hazan – Akrostiş

hunter(hazal kaya)

Hasretinin ateşi yakar kavurur yüreğimi,
Aşkından virane oldum, üzme artık beni…
Zehir etme gidişinle sen dünyamı,
Aklımdasın her daim, vazgeçemiyorum senden…
Ne istersen yaparım da, seni unutmamı bekleme benden…

Hunter38

Marylou’ya Serzeniş

marylou
sıkıca saracağım seni gelince unutma
pamuk ırgatlarının sardığı yorgan gibi
.
marylou
ölen ilk şiirim değil bunlar
umuda yazma gönül borcumu
.
marylou
mahrem ayazlarda sarma düşmanımı
günahlarım dut yaprağı eylülde
Barış Erdoğan

Şeker Yüzlü Kadınlar Vardı

çaldığım her kapı ardında şeker yüzlü kadınlar vardı
renk renk şeker savururlardı göğsümüze
bu bayram da çıkacağım
ablalarım, teyzelerim
ama şeker avına değil
sevgi avına

Barış Erdoğan

Kırkağaç Kavunu Misali

sevdiğini
tuttuğun gibi fırlatacaksın
kırkağaç kavunu misali
asacaksın göğsünün tavanına

Barış Erdoğan

İbadetimdi Seni Sevmelerim

Efsane

Hiç haberin yoktu seni sevdiğimden
Oysa ben her gece mumlara adını yazdım
Fotoğraflarına dalıp dalıp mateminde gecenin
Rengârenk düşlerine daldım.
Bilirdim beni sevdiğini fakat elini tutamazdım
Karanlık izbe dünyama çekemezdim seni
Resmine bakıp hayaller kurarken
Kurşuni yalnızlığımın ortasında ebruli düşlerimdin sen.
O düşlerim ki kâbuslarım oldu
Uyanmak istemedim onlardan bile
İçlerinde sen vardın bir de üzüm karası gözlerin
Her seferinde terk etsen bile
O kâbuslara yatmayı seçtim her gece…
Yağmurları sevdim yokluğunda
Toprağa düşen her damlada kokunu alırdım
Ciğerlerime dolarken paramparça olurdum
Ne kadar özlediğimi bir bilsen
Yağmurlarla gelirdin.
Yağmurlar yağmasın artık kokunu getirmesinler
Çorak çöllere dönsün yüreğim gibi
Bir damla suya hasret gibiyken ben sana
Çorak topraklar gibi yarılsın yüreğim
Kanamalarım doyursun beni sen diye…

06 Eylül 2010

Merve & Efsane Etrafoğulları & Paraf

Engelli Yaşamak

Kilitli Sandığımsın

gokkusagi

Talihsizliklerimi yaşanmamış görünmezlikten gelinir mi?
Kendi getirimlerimi siler mi?
Ömrüm kara kış bense ecel teri döküyorum kar tanem
Sıyrılıp çıktığın yolda ardından gelinir mi?
Kendi yolundan dönülür mü?
Ömrüm kara kış bende olimpiyat finalim
Şansıma kapının kilidi bozulmuş
Gidişleri götürdüm benden almadan içeri
Sakladığım seni de bana vermedin el attığın kaderim.
Çizdiğin yoluma çıktığın engelde sensin kar tanem
Tenin düşüyor, aklıma düşen gözlerin gibi
Çığ olup boğuyor yudumladığım denizlerin.
Ömrüm kara kış bense yaz kar tanem
Sen ayazda, bense yaz,
Dayanmaz ömrümüz bu buluşmaya kar tanem
Ömrüm geceme yazılmış karayazım
Alnıma düşen uydum sensin yarası saklım.

06 Eylül 2010

Gökkuşağı