Etraf Sinema ’ Kategorisi icin arsiv

Demir Leydi

ayisigi

Yönetmen: Phyllida Lloyd
Senaryo: Abi Morgan
Oyuncular: Meryl Streep, Jim Broadbent, Iain Glen, Harry Lloyd, Anthony Head

Orijinal Adı: The Iron Lady
Yapımcı Firma: Film4, UK Film Council
Yapım Yılı: 2011 (İngiltere)
Orijinal Dili: İngilizce
Filmin Süresi: 105 dakika
Resmi Sitesi: http://www.theironladymovie.co.uk/blog/
Vizyon Tarihi: 13 Ocak 2012

Filmin Konusu: Demir Leydi – Iron Lady, erkek egemen bir dünyada, sınıf ve cinsiyet engellerini çökerten bir kadının hikâyesi. Hikâye, güç ve güç için ödenen bedeli konu alıyor. İngiltere ve Arjantin arasında yaşanan Falkland Adaları kriz dönemine odaklanılan film, sıra dışı ve karmaşık bir kadının şaşırtıcı ve anlayışlı portresi sergileniyor.

15 Ocak 2012

Ay Işığı

Print Friendly

Dedemin İnsanları Filmi

Efsane_etrafogullari

Vizyona soktuğu filmleri izlemekten bıkmayacağım nadir yönetmenlerdendir Çağan Irmak. Aynı zamanda ise kendisi yazar senaryosuna da. Belki de, onu takip eden kişileri yani izleyecileri etkileyen budur. Yaşamından ezgiler bulursun onun içindir ki sinemaya bu dakar kalıcı etkiler bırakmasının nedeni…
Dedemin İnsanları da böyle bir filmdir. Hayatın kendisi bile unutmuş ince nüanslarını insanlara gösteren nadir bir filmdir.

Filmin konusu ise:

Girit adasından ilk göçen Türklerin yaşadığı zorlukları, o zorlukları yaşayan en iyi yaşayan yaşlı adamın hırçın torunuyla yaşadığı dramı anlatır.
Torun hırçındır çünkü kabullendirmezler dedesinin Girit asıllı bir Türk olduğunu bilir ve o aileye diğer Girit’ten göçenler gibi gavur misali bakarlar.

Herkesin izlemesi gereken muazzam bir filmdir Dedemin İnsanları. İnce nüanslara gelince sıra benim için iki nüans vardır ki hayatım boyunca hiçbir zaman unutamayacağım.

Birincisi;

Şişenin içinde Girit adasına mesaj gönderilmesi bulunsun ya da bulunmasın okunsun ya da okunmasın mesajları yollarmış dedesi… En sonunda okunduğu anlaşılır ve torunu gider Girit’e mesajları bulan kadını bulur çünkü Dedesinin Girit’te yaşadığı evinde oturur.

İkinci nüans ise;

Girit göçmeni yaşlı adamın kefeni hazırlamasıdır. Makas kullanmaz elle keser ve torunu yine fırlamalık yapar pamuk olayını anlatır dedesinin yanında çalışan çocuğa…

Teşekkür ederim Çağan ırmak, Çetin Tekindor ve tüm oyuncu kadrosuna bana geçen hafta muazzam bir gece yaşattığınız için…

11 Ocak 2012

Efsane Etrafoğulları

efsane_mühür-etraf.info

Print Friendly

Paraf

Dün gece izlediğim “Sümela’nın Şifresi Temel” filmi ile ilgili çok olumlu şeyler yazamayacağım. Benim zevkime pek uygun gelmedi. Film içindeki espriler ise fıkralardan alınmıştı yani hepsi bildiğim şeyler olunca fazla güldüğümü söyleyemem. Konu olarak biraz da abartılı buldum.

Vizyon tarihi: 16 Aralık 2011
Yönetmen: Adem Kılıç
Oyuncular: Alper Kul (Temel), Aslıhan Güner (Zuhal), Ruhi Sarı (Turgay), Salih Kalyon (İmam Necati), Tarık Ünlüoğlu (Hıdır), Necip Memılı (Ali Kemal), Ayşegül Günay (Sakine), Gülenay Kalkan (Asiye), İsrafil Köse (Cemil), Çetin Altay(Sinan), Haldun Açıksözlü (Hüseyın), Duygu Şen (Fılız), Erdem Baş (Davut), Ali Düşenkalkar (Papaz Hrısto), Ismaıl Hakkı (Valeri Abromovıç), Fatıh Dokgöz (Turabı), Anastasıya Pavelyeva (Anastasya Yevtuşenko), Azalia Abdurakhımova (Rehber), Seymen Aydın (Bekçi)
Tür: Komedi
Süre: 90 dakika
Yapım yılı: 2011
Dağıtımcı: Pinema

Herkesin zevki farklı olabilir o nedenle ben kendi düşüncelerimi belirterek kısaca filmin konusunu anlatayım.

Temel, Trabzon’un en zengin ailesi Yücesoyların kızı Zuhal’e tek taraflı ve tutkulu bir aşk beslemektedir. Babası İmam Necati tarafından sürekli ‘bir baltaya sap olamamakla’ eleştirilen Temel, arkadaşlarının da gazıyla Zuhal’i, babası Hıdır’dan istemeye kalkar. Babası Temel için kız istemeye gitmediğinden bu iş Temel’e kalmıştır. Hıdır Yücesoy, yol yordam bilmez gariban Temel’e çok sinirlenir ve acı gerçeği suratına çarpar; “Sen fakir bir adamsın, senin neyine zengin kız?” Romantik ve naif kahramanımız Temel, herkesin bildiği bu gerçeği yeni öğrenmiş gibi yıkılmış ama acayip de hırslanmıştır. “Para mı lan bütün derdiniz?” diyerek bir an evvel büyük bir para bulmaya karar verir. Tam o sırada en yakın arkadaşı Turgay’ın, Sümela Manastırı’nın çatısına çıkarak intihar etmeye kalkıştığı haberini alır.

Arkadaşını intihardan vazgeçirmek üzere Sümela Manastırı’nın çatısına çıkan Temel, durumunun Turgay’dan da vahim olduğunu düşünüp, kendisi intihar etmeye kalkar. İntihardan vazgeçirilen Temel ve Turgay karakola getirilir. Emniyet amirinin uyarıları sırasında Temel’in kafasında şimşekler çakar; Sümela Manastırı’nda hazine vardır. Zuhal’e ulaşmak için gerekli olan paranın kaynağını bulmuştur.

Temel’in artık tek bir amacı vardır; Da Vinci Şifresi’nde olduğu gibi Sümela’nın şifresini çözüp, ‘Kutsal Hazine’yi bulacak ve Zuhal’i alacaktır. Bu amaçla çalışmalara başlarlar ama olaylar onların düşündüğü gibi gelişmeyecektir. Temel kutsal hazineye sahip olamasa da Zuhal’ine kavuşmak en büyük hazineden daha önemlidir ve amacına ulaşır.

28 Aralık 2011

Paraf

Print Friendly

Kurtlar İmparatorluğu

delikanli

Kurtlar İmparatorluğu filminin özeti:

Paris’ te bir Türk mahallesinde insanlık dışı cinayetler işlenmektedir. Kurbanlarını akıl almaz işkencelerle tanınmayacak hale getirip öldüren katil veya katillerin soruşturması için polis şefi Paul Nerteaux görevlidir.

Neredeyse her soruşturmasından sonra eline hiçbir şey geçmeyince, Türkleri iyi tanıyan birinden yardım almak zorunda kalır: Jean-Louis Schiffer…

Jean-Louis Schiffer geçmişinden dolayı kendi camialarında pek sevilmeyen bir polistir zira adı zamanında bazı yasa dışı olaylara karışmıştır. Nerteaux ile bu işi birlikte araştırmaya karar verirler.

Ancak her şey göründüğü gibi değildir. Schiffer’ın kafasında kimsenin bilmediği planları vardır. Bir devlet görevlisinin eşi olan Anna Heymes, yaşadığı sağlık problemleri yüzünden hayatı altüst olan bir kadındır. Sürekli gördüğü hayaller yüzünden en yakınlarını tanıyamayacak hale gelmiştir.

Hikayenin gelişmesiyle beraber Anna ve diğer iki adamın yolları kesişir. Çekimlerinin bir kısmının İstanbul ve Kapadokya’da yapıldığı filmin senaryosu Jean – Christophe Grange’ın ünlü kitabına dayanıyor. Mutlaka izlenmesi gereken filmlerden biridir.

Delikanlı

Print Friendly

Gelecek

Alttire

Yönetmen: Miranda July
Senaryo: Miranda July
Oyuncular: Miranda July, Hamish Linklater, David Warshofsky, Isabella Acres, Joe Putterlik
Orijinal Adı: The Future
Yapımcı Firma: GNK Productions, Haut et Court
Yapım Yılı: 2011 (Almanya, ABD)
Orijinal Dili: İngilizce
Filmin Süresi: 91 dakika
Resmi Sitesi: http://thefuturethefuture.com/
Vizyon Tarihi: 23 Aralık 2011

Filmin Konusu: Otuzlu yaşlarında bir çift olan Sophie ve Jason, yaşamlarında bir dönüm noktasına gelmişlerdir. Bu aşamada sürekli bakım isteyen hasta bir kedinin bakımını üstlenmeye karar verirler.

Kediye sahip olduktan sonra özgürlüklerini yitireceklerini bildiklerinden, son bir ayda hayallerini gerçekleştirmek adına işlerinden ayrılırlar. Amaçları son özgür günlerini en iyi şekilde geçirmektir.

Ülkemizde 10. Film ekimi kapsamında gösterilen film 2011 Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışmıştı. Yapım eleştirmenlerden aldığı not da hayli yüksek…

Alttire

Print Friendly

Nar

Alttire

Yönetmen: Ümit Ünal
Senaryo: Ümit Ünal
Oyuncular: Serra Yılmaz, Erdem Akakçe, İdil Fırat, İrem Altuğ
Orijinal Adı: Nar
Yapımcı Firma: Artı Film
Yapım Yılı: 2011 (Türkiye)
Orijinal Dili: Türkçe
Filmin Süresi: 81 dakika
Resmi Sitesi: http://www.nar-film.com/
Vizyon Tarihi: 23 Aralık 2011

Filmin Konusu: Hepimiz nar taneleri gibi birbirinden ayrıyız: Hem çok benzeriz, hem de çok farklıyız ama açılmamış bir bütün nar gibiyiz aynı zamanda. Bizi bir arada tutan kabuk, birbirimize duyduğumuz inançtır.

Nar; bir kadının kendi adaletini aramasıyla başlayan bir öykü. Nar, apayrı şeylere inanan dört kişiyi bir evin içinde, yarım gün gibi kısa bir sürede adalet konusunda, kendilerine yarattıkları inanç dünyaları konusunda ciddi bir sorguya tabi tutuyor.

Alttire

Print Friendly

Paraf

Dün gece izlediğim “Entelköy Efeköy’e Karşı” filminde bazı sahnelerde gülmekten resmen gözümden yaş aktı. Gülerken sessiz gülüp bir sonraki espriyi kaçırmamak için kendimi o kadar sıkmışım ki film bittikten sonra aklıma geldikçe gülmeye devam ettim.

Filmde küfürlü sahneler çok ama insan bazen küfre bile gülebiliyor. Ekolojik dengenin nasıl bozulduğunu ve elimizdeki değerleri bilmeden nasıl harcadığımız mesajını veren film bence izlemeye değer.

Yönetmen: Yüksel Aksu
Oyuncular: Şahin Irmak, Ayşe Bosse, Emin Gürsoy
Senaryo: Yüksel Aksu
Yapımcı: Muharrem Gülmez
Görüntü yönetmeni: Ercan Yılmaz
Tür: Komedi, Türk Filmi
Yapım yılı: 2011
Ülke: Türkiye
Dağıtıcı: Tiglon

Filmin kısaca özeti ise şöyle;

Şehir kirliliğinden uzaklaşıp doğal ortamda yaşamak isteyen bir grup kentli ekolojist, Ege’de bir komün köyü inşa ederler. Köy halkı, tarla, eski eşye, eşek ve evlerini yüksek fiyata aldıkları için aktivistleri büyük bir sevgiyle karşılar.

Her şey yolundadır ta ki bölgeye kurulması gündemde olan termik santral kararı onaylanana kadar. Termik santral ile birlikte eski köylüler ile köyün yeni sakinleri arasında ilginç ve komik bir süreç başlar. Karşılıklı eylemler yaşanır sonucunda ise termik santralin kurulması düşüncesi suya düşer.

Doğanın dengesinin bozulmaması için, yarınlara en büyük yatırım olan organik tarımın önemini vurgulaması açısından filmin verdiği mesajlar çok değerliydi.

09 Aralık 2011

Paraf

Print Friendly

Dedemin İnsanları

Paraf

Dün “Dedemin İnsanları” filmini izledim. İlk başta komik sahneleri ve düşündüren sahneleri ile ilgi çekiciydi ama final acıya ev sahipliği yapıyordu.

Göçmenlerin dünyasını anlatmaya çalışan filmin en önemli karakteri küçücük bir çocuk ve onun muhteşem dedesiydi.

Çetin Tekindor ve Hümeyra Akbay oyunculukları ile göz dolduruyordu. Zaten iki karakter oyuncusunu da izlemekten her zaman keyif alırım.

Kısaca filmin özeti ise şöyle;

“Dedemin İnsanları”, küçük bir kasabada yaşayan on yaşında bir çocuk olan Ozan ve dedesi aracılığıyla, bir ailenin ve bir ülkenin geçirdiği büyük değişimi anlatıyor. Doğdukları yerden göç etmek zorunda kalan ve göç sırasında yaşananlar, kayıplar, hastalıklar gibi insanın içini yakan her konu işlenmiş.

Kalabalık ve sıcak Ege insanlarının hikâyesini izlerken, mübadeleye, öteki olmaya, nereye gidersen git bir yere ait olamamaya, iki yakaya, çok sayıdaki azınlığa, ihtilallere bir defa daha ama bu kez farklı bir yerden bakmayı ve düşünmeyi sağlıyor.

Film çekimlerine 2011 Mayıs sonunda Girit’te başlanmış. Gökçeada, Milas, Bodrum ve Söke’de devam eden çekimler, Temmuz sonunda tamamlanmış.

Çağan Irmak, Babam ve Oğlum ile çok başarılı olduğu sulara, Dedemin İnsanları ile geri dönüyor. Most Production ve Ay Yapım’ın yapımcısı olduğu, Çağan Irmak’ın senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği “Dedemin İnsanları” filmi bence izlenmeye değer bir yapıt olmuş.

Filimde “üç şekerli insanların” bazen ne kadar şeker olabileceğini de göreceksiniz. Özellikle filmin son yarısı çok duygusal anlar yaşanmasına sebep oluyor. Filme gidecek olursanız yanınızda kağıt mendil bulundurmalısınız.

Bu blogu kendini üç şekerli hisseden insanlara ithaf ediyorum.

03 Aralık 2011

Paraf

Print Friendly

Çizmeli Kedi

Efsane_etrafogullari

Çizmeli Kedi filmi özellikle çocukların çok beğeneceği bir filmdir.

Filmin kısaca özeti ise şöyle;

Bir değirmencinin küçük oğluna, sihirli çizmeler giyen ve konuşan, tuhaf bir kedi miras kalır. Kedi, dalavere ve mizah yoluyla değirmencinin küçük oğlunun tek aşkı dans etmek olan Prenses’in kalbini fethedip onunla evlenmesine yardım eder.

Başka kötü karakterler de Prenses’le evlenmeyi arzu etmektedir ve bu düğüne mani olmak için ellerinden gelen her şeyi deneyeceklerdir.

09 Ekim 2011

Efsane Etrafoğulları

efsane_mühür-etraf.info

Print Friendly

Oyuncak Hikayesi

Efsane_etrafogullari

“Oyuncak Hikayesi” çok güzel bir filmdir izlemenizi tavsiye ediyorum. 1 adet Oscar kazandı ve 3 kez aday gösterildi. 2 adet başka ödül kazandı ve 3 tanesi için aday gösterildi.

Oyuncak Hikayesi 1995 yapımı animasyon filmidir.Oyuncakların gizli yaşamı, Pixar’ın olay yaratan animasyon filmi Toy Story ile gözler önüne seriliyor.

Buzz Lightyear adlı yeni çıkan oyuncak, Andy’e hediye edilir. Oyuncağı çok seven Andy, eski gözdesi Şerif Woody’e olan ilgisini yitirir. Bir gün Buzz yanlışlıkla pencereden aşağı uçunca, herkes Woody’nin onu öldürdüğüne inanır. Woody, kendisini kurtarabilmek için Buzz’ın arkasından giderek onu geri getirmeye karar verir. Fakat ikiliyi dış dünyada büyük tehlikelerle dolu maceralar beklemektedir.

Oyuncak Hikayesi“, 2005 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından “kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli” filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi‘nde muhafaza edilmesine karar verilmiştir.

05 Ekim 2011

Efsane Etrafoğulları

efsane_mühür-etraf.info

Print Friendly

Jumanji

Efsane_etrafogullari

Robin Willams’ın tüm filmlerini izlemiş bir izleyiciyimdir. Her türlü role ayak uyduran nadir bir sanatçıdır. Bir bakmışınız Vietnam’da radio dj’i şavaş esnasında günaydın Vietnam diye inletiyor, bir daha bakarsınız can dostu olur bir genç dahi’nin en son filmin de ise Psigolog bir gay’ı canlandırmıştır cinsel tercihini gizlemez çünkü….

Bir Robin Willams klasiği olan bir çocuklar ve çocuk ruhlarınız için çekilen filmi anlatmak istiyorum. İzlemek izlememek size kalmıştır.

Filmin konusu kısaca şöyledir;
Bir kız ve erkek kardeşi eski ve esrarengiz bir masa üstü aile oyununu keşfedip oynamaya baladıklarında, aynı oyun tarafından 25 yıl önce yutulmuş Alan Parrish’in serbest kalmasına sebep olurlar. Yutulduğu zaman onlar gibi bir çocuk olan Parrish şimdi koca bir adamdır.

Oysa oyun bitmemiştir ve önce evleri sonra tüm kasaba oyunun içinden çıkıp gelen muzip maymunlar,
yokedici gergedanlar, filler, aslanlar ve her türden hayvan tarafından işgal edilmeye başlanır. Yarım kalan oyunu durdurmanın tek yolu, tabii ki oyunu kazanıp bitirmektir. Peki kahramanlarımız bunu anladıklarında her şey için çok mu geç olmuştur? Bu sorunun cevabını filmi izlediğinizde öğreneceksiniz.

02 Ekim 2011

Efsane Etrafoğulları

efsane_mühür-etraf.info

Print Friendly

Aslan Kral

Efsane_etrafogullari

Aslan Kral filmi annemle birlikte sinemada izlediğim ilk filmdir. Üzerinden yıllar geçse de hiç unutmadım. Görselliğin muhteşemliğine varan bir çizgi şaheserdir. Disney’in en çok ses getiren çizgi karakteri ne diye soracak olursanız, üç karakter sayarım. Birinci Mickey Mouse, ikincisi Donald Duck üçüncüsü ise Aslan Kral’dır.

Filmin konusu kısaca şöyledir;
Bölgenin kralı olan babasının yerine geçmek isteyen hırslı düşmanlar, yeni doğan küçük bir aslan için tehlike oluşturmaktadır. Vahşi hayat şartlarının hüküm sürdüğü Afrika’nın derinliklerinde büyüyen genç aslan, öldürülen babasının yerine geçmek için büyük bir mücadelenin içerisine girecektir.

Walt Disney’in bu animasyon harikası, 4 dalda akademi ödüllerine aday olmuş, en iyi müzik ve en iyi şarkı dalında Oscar’a layık görülmüştü. Filmin ödüllü müziklerini Tim Rice, Elton John ve Hans Zimmer yapmıştı

Eğer ki çocuklarınız varsa veya halen daha çocuk ruhluysanız ve haftasonu hiçbir yere gitmiyorsanız izlemenizi tavsiye ederim.

02 Ekim 2011

Efsane Etrafoğulları

efsane_mühür-etraf.info

Print Friendly

Kutup Ekspresi

Efsane_etrafogullari

Filmin orijinal adı “The Polar Express” 3 kez Oscar’a aday gösterildi. 4 kez başka ödüller için aday gösterildi.

Kutup Expresi‘ bir çocuğun yüreğini tamamen kapatmak ile inancın yaş, kural ve sınır tanımadığını öğrenmek arasında seçim yaptığı, masumiyet ile olgunluk arasındaki o kritik noktayı işliyor.

Çok beğendiğim filmlerden biridir mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.

01 Ekim 2011

Efsane Etrafoğulları

efsane_mühür-etraf.info

Print Friendly

Melekler Ve Şeytanlar

Efsane_etrafogullari

Anlatacağım filmi sizler izlemiş olabilirsiniz ama izlemeyenler için anlatma ihtyacı duydum. Çünkü defalarca izledim her izlediğimde de ilk izlediğim zaman ki heyecanı buldum. Dan Brown kitabından uyarlanılmış bu filmde daha önce çekilen Da Vinci şifresi filmi gibi ve baş karakter Robert Langdon’dur.

Filmin konusu ise kısaca şöyledir:

Cern laboratuvarında Yaradılış’ı inceleyen bir deney yaparlar Binbang teorisi olarak adlandırılır gerceklerşir bu deney ve Vatikan’dan gelen seri katil bu olayı engeller Illuminati isimli kardeşlik örgütün temsilcileri ile Katolik kilisenin arasında heyecan dolu çekişmelerini anlatan bir filmdir.

Görsellik ve heyecan isterseniz mutlaka izlenmesi gereken bir filmdir.

05 Eylül 2011

Efsane Etrafoğulları

efsane_mühür-etraf.info

Print Friendly

Bitlis’te Beş Minare

ihtimal1

Bugünde sizlerle Bitlis yolculuğuna çıkalım Etraf dostları, önce tarihine uzanalım sonra türküsünün hikayesini öğrenelim sonra da güzel bir film izleyelim.

Bitlis, ismini Mekadonya Kralı Büyük İskender’in (Alexander), şehirde bulunan kaleyi yaptırttığı komutanlarından “Bedlis’ten” almaktadır.

Geçmişi M.Ö. 2000 yılına kadar uzanan bir yerleşim merkezi olan Bitlis’te Urartu, Pers, Makedonya Krallığı, Roma ve Bizans dönemlerine ait izlere rastlanılmaktadır.

M.Ö. 400 ile M.Ö.11 yüzyılları arasında Urartuların yerleşim alanı olan Bitlis, daha sonra sırası ile M.Ö. 7. yüzyıla kadar Asurların, 6. yüzyıla kadar Medlerin, 4. yüzyıla kadar da Perslerin hakimiyeti altında kalmıştır. M.Ö. 4. yüzyılda Mekadonya Kralı Büyük İskender’in yönetimine giren Bitlis, M.S. 2. yüzyılda Doğu Roma İmparatoru Trayan tarafından ele geçirilmiş, M.S. 7. yüzyıla kadar Bizanslıların hakimiyeti altında kalmıştır.

bitlis 10

Bu Türkü aslında bir ağıtdır, Rus işgalinden sonra Bitlis’de her yer harabeye döner. Savaş sırasında kaçan bir Baba oğul, düşmanın geri çekilmesinden sonra Bitlis’e geri dönmeye karar verirler. Bir rivayete göre Dideban Dağına kadar ulaştıktan sonra Babası oğlunu önden yollar ve Şehir’de halen yaşayanlar var mı diye bakmasını ister. Oğlu bir süre sonra geri döner ve uzaktan babasına seslenir :” Baba beş minare’den başka hiç bir şey kalmamış.”
Baba bunu duyduğunda o kadar çok üzülür ki yere çöker ve ağıt yakmaya başlar: “Bitlis’te beş minare, beri gel oğlan beri gel, Yüreğim dolu yâre, beri gel oğlan beri gel.

Bitlis’ te Beş Minare Türküsünün sözleri:

Bitlis’te Beş Minare Beri Gel Oğlan Beri Gel,
Yüreğim Dolu Yare Beri Gel Oğlan Beri Gel.
İsterem Yanen Gelem Beri Gel Oğlan Beri Gel,
Cebimde Yok On Pare Beri Gel Oğlan Beri Gel.

Tüfeğim Dolu Saçma Beri Gel Oğlan Beri Gel,
Kaçma Vururum Kaçma Beri Gel Oğlan Beri Gel.
Doksan Dokuz Yarem Var Beri Gel Oğlan Beri Gel,
Bir Yare De Sen Açma Beri Gel Oğlan Beri Gel.

bitlis 1

Türküyü dinlemek isteyenlere:

bitliste beş minare | izlesene.com

İzleyeceğimiz filme gelince;

Başrolünü Mahsun Kırmızıgül ve Mustafa Sandal’ın oynadığı ‘New York’ta Beş Minare’ ABD’ye kaçan Bitlisli bir cemaat liderinin hikâyesinin anlatıldığı bir film. Filmde Haluk Bilginer, Beren Saat, Ali Sürmeli, Yıldız Kenter, Hüseyin Avni Danyal, Zafer Ergin ve Eşref kolçak gibi ünlü oyuncular yer alıyor.
Mahsun Kırmızıgül bu film ile hem oyunculuk hem de yönetmenlikteki ustalığını sergilemiş.

Filmi izlemek için tıklayınız.

26 Ağustos 2011

İhtimal

Print Friendly

Issız Adam Filmi

Paraf

Yapım: 2008 ~ Türkiye
Tür: Dram, Romantik
Yönetmen: Çağan Irmak
Oyuncular: Melis Birkan, Cemal Hünal, Goncagül Sunar, Yıldız Kültür, Tarık Ündüz, Gözde Kansu, Efe Babacan, Aslı Aybars, Umut Sarıkaya, Veda Yurtsever ipek, Sezgin Erdemir, Şerif Bozkurt
Senaryo: Çağan Irmak
Yapımcı: Gül Oğuz, Mustafa Oğuz
Görüntü Yönetmeni: Gökhan Tiryaki
Müzik: Hümeyra Akbay, Sezen Aksu, Erkin Koray, Aria, Nil Burak, Semiramis Pekkan, Nilüfer, Ayla Dikmen, Sibel Egemen

Issız Adam filmini izledim ve izlediğime pişman oldum. Öyle sinir oldum ki hasta bir adamın bir genç kızın hayatını nasıl oyuncak haline getirdiğini izlemek dayanılmazdı. Böyle aşk olacaksa olmaz olsun dedirten cinstendi. Gerçi bu bir film ama gerçekte de böyle insanların var olduğunu düşünmek işte beni üzen esas konu buydu.

Kimileri bu film için en iyi aşk filmlerinden biridir demişti onu bir bulsam soracağım. Gerçi bulamamam daha hayırlı gibi görünüyor.

Filmi izlerken öyle gerildim ki hala midemde yanma hissediyorum. Tek tesellim kızın evlenip çocuk sahibi olmasıydı ama “gözlerimi kapattığımda kollarımdaki bir başkası değil sendin” sözünden sonra o tesellim de kalmadı. Bu ne büyük bir ızdırap başkasını severken başka biri ile evlenip yuva kuruyor. Evlendiği adama da haksızlık oluyor.

Yemek yerken annesinin kaza ile masaya döktüğü meyve suyuna bağırması ise beni çileden çıkardı. Yanlış anlaşılmasın ben film kötü demiyorum sadece filmdeki karakter üzerine kendi fikirlerimi paylaşıyorum. İzlemeyen varsa izlesin biraz da siz sinir olun.

24 Ağustos 2011

Paraf

Print Friendly

Bizim Yenge

ihtimal1

İlker Aksum ve Şebnem Bozoklu’nun başrolü paylaştığı “Bizim Yenge” dizisi kanal D ekranlarında gösterime girdi. Paraf ve Efsaneden sonra muhteşem ikili olduklarını düşündüğüm ikili çok güzel bir iş çıkartmışlar. Severek izlemeye başladığım diziyi şiddetle gülmek isteyen herkese tavsiye ediyorum.

2. bölüm

Belalı kayınvalidesi ve eşinin sekiz erkek kardeşiyle baş etmeye çalışan Filiz’in komik hikâyesini konu alan dizinin yönetmen koltuğunda Aydın Bulut’un oturuyor; dizinin oyuncu kadrosu şöyle:

Şebnem BOZOKLU – Filiz
İlker AKSUM – Bahri
Ayşe Nil ŞAMLIOĞLU – Mehpare
Yetkin DİKİNCİLER – Adem
Alpay ŞAYHAN – İsmail
Emre YETİM – Cüneyt
Ozan ÖZCAN – Dursun
Görkem ŞARKAN – Ersun
Caner ÖZYURTLU – Fatih
Gökhan ÇETİN – Gazanfer
Berke İNCİ – Harun
Tülin ÖZEN – Zeyno
Beliz İNAL – Mukadder
Hülya DUYAR – Safiye
Seyda ERGİNCİ – Meryem

Dizinin fragmanını izlemek için tıklayınız.

Şebnem Bozoklu’yu “Canım Ailem” dizisinde canlandırdığı balık etli, meçli saçlı, komik Meliha karakteriyle tanıdık. İlker Aksum’u ise “Çarli” ve “Yabancı Damat” dizilerinden tanıyoruz. İkilinin birçok ortak noktası var. Birlikte rol aldıkları “Canım Ailem” dizisinin yanı sıra ikisi de proje seçiminde fazlasıyla titizler ve özel hayatlarıyla gündeme gelmekten nefret ediyorlar. Sık sık görüşen iki yakın arkadaş olan Bozoklu ile Aksum’un sanki ilk kez TV’ye çıkacaklarmış gibi heyecanlı oldukları görülmüş.

Ünlü oyuncu Şebnem Bozoklu Hürriyet’e verdiği röportaj da bakın neler söylemiş:

Yeni diziniz yakında başlıyor. Heyecan durumu nasıl?
- Fazlasıyla heyecanlıyım. İlk bölümü çektik, ikinci bölüme başladık. “Allah’ım biz ne yapıyoruz? Doğru yerden mi gidiyoruz? Karakteri böyle oynamakla iyi mi ediyorum?” gibi sorular sorduğum, hem stresli hem de heyecanlı olduğum bir dönemdeyim. Bu heyecanı her hücremde hissediyorum. Çünkü ?Bizim Yenge?nin çok güzel bir iş olmasını istiyorum.
“Bizim Yenge”nin iyi aile kızı Filiz, “Canım Ailem”de oynadığınız Meliha’ya benziyor mu?
- Hayır, hiç benzemiyor. Filiz, Antakya’dan İstanbul’a geliyor. Fakat hayatının tamamını Antakya’da geçirmiş değil. Devlet Demiryolları’nda çalışan bir ailenin kızı, dolayısıyla tüm çocukluğunu Türkiye’nin farklı şehirlerinde geçirmiş. Babası emekli olunca Antakya’ya yerleşmişler. “Canım Ailem”de benden yaşça büyük bir rolü oynamıştım, şimdi kendi yaşımda bir karakteri canlandırıyorum. Filiz, 28 yaşında tatlı bir kız. Çok cici bir babası ve ailesi var. Üniversitede okuyan kuzenini ziyaret etmek için İstanbul’a geldiğinde hayatının aşkıyla karşılaşıyor. Tüm engellere karşı durup aşkıyla İstanbul’da kalmayı seçiyor.
Benim Kayınvalidem Dünyanın En Tatlı İnsanı
Siz, önceki röportajlarınızda evlenmeyi hiç hayal etmediğinizi söylemiştiniz, fakat ani bir kararla nikâh masasına oturdunuz. Bu noktada Filiz karakteriyle aranızda pek benzerlik yok sanırım…
- Filiz’in de hayatının birincil amacı evlilik değil aslında. Hatta evlenmek aklında bile yok ama bazen biriyle karşılaşırsınız ve çarpılırsınız ya, böyle yıldırım çakar üstünüzde, Filiz’e de öyle oluyor.
Aşkı uğruna babasına karşı koyup İstanbul’da kalıyormuş Filiz. Siz böyle bir güçlükle karşılaşsaydınız, ne yapardınız?
- Ben böyle bir şeyle karşılaşmazdım. Ama eğer bir şeyi çok istiyorsam ve önümde çok engel varsa, gözüm hiçbir şeyi görmez. O noktada Filiz?le benzeştiğimizi söyleyebilirim.
Bu işle hakikaten “Bu tam bizim yenge” diyebileceğimiz bir profil çizeceğinizi düşünüyor musunuz?
- Bilemeyiz. Öyle olmasını çok isteriz. Filiz çok tipik bir kız değil ama bütün kadınların hayatlarının bir yerinde kendileriyle özdeşleştirebilecekleri biri, çünkü bir kayınvalide sorunu yaşıyor.
Siz kayınvalide sorunu yaşadınız mı?
- Yok, benim dünya tatlısı bir kayınvalidem var. Dünyanın en tatlı insanı, Emre’nin (İzer) annesi.
Normal olacak kadar anormal değilim
Kayınvalidenizi Ayşenil Şamlıoğlu canlandıracak, değil mi?
- Evet. Ayşenil Hanım, hayranı olduğum bir oyuncu. Hayatım onu beğenerek geçti. Onunla birlikte oynamanın hayali bile beni çok mutlu ediyordu… Bu dizide inanılmaz derecede sorunlu bir ilişkiye sahip iki kadını oynuyoruz. Sahneler bittiği anda ise çok iyi arkadaşız. Kendisi de büyük bir çılgın. Onu tanımış olmak beni çok mutlu etti.
Ayşenil Hanım size “pamuk prenses” diyormuş sette, siz ona nasıl hitap ediyorsunuz?
- Şu anda bir hitap geliştirmedim, ki huyumdur aslında hemen geliştiririm. Bir ay sonra tekrar röportaj yaparsak, o zaman kesin bir şey bulmuş olurum. Ama şu anda onun şahaneliğine bakıp şaşırmakla meşgulüm.
Ayşenil Hanım için çılgın dediniz, acaba arkadaşlarınız sizi nasıl tarif ediyordur?
- Bir laf vardır, çok severim; “Normal olacak kadar anormal değilim”. Hayat o kadar sıkıcı ki, sıkıcı insan olmanın hiçbir manası yok. Ne kadar gülersem, eğlenirsem o kadar iyiyim. Tatlı tatlı hayatımız devam etsin.
İlker Aksum’la “Canım Ailem”den sonra ikinci kez birlikte çalışıyorsunuz. Nasıl bir rol arkadaşı İlker Bey?
- İlker benim çok tatlı bulduğum biri. Memlekette sağlam bulduğum üç-beş oyuncudan biridir. Çok iyi bir oyuncu. “Canım Ailem”de de birlikte sahnelerimiz olmuştu ama orada bambaşka iki tipi oynuyorduk. Bu dizide ise önce sevgili oluyoruz, sonra da karı-koca.
Çok Güzel Ev Dağıtırım
Dizinin tanıtım filminde bir evin içini görüyoruz; dağ gibi çamaşırlar, kazanla pişen yemekler… Neler oluyor o evde, anlatır mısınız biraz?
- Bu bizim sürprizimiz. Seyirci, birinci bölümle birlikte o evde nasıl bir güruhun yaşadığını görecek. Şimdilik sadece Filiz’i kolay bir hayatın beklemediğini söyleyebilirim.
Sizin ev işleriyle aranız nasıl?
- Değişiyor. Çok güzel ev dağıtırım ama çok da güzel toplarım. “Aman her şey nizami olacak evin içinde” gibi bir düşüncem yoktur ama evimdeki her şey temizdir. İyi de yemek yaparım, dünya mutfaklarına merakım vardır.
Bu arada evlilik nasıl gidiyor?
- Güzel. Yolunda her şey. Tatlı tatlı devam ediyor.
40 Günde 7 Kilo Verdim
Çok kilo vermişsiniz. “Bizim Yenge” dizisi için rejim mi yaptınız?
- Yaklaşık 40 günde yedi kilo verdim. “Canım Ailem”de oynarken kiloma dikkat etmiyordum, çünkü orada oynadığım karakter için çok işe yarıyordu balık etli olma hali. Fit bir görüntü Meliha’ya yakışmazdı. Şimdi başka bir kızı oynayacağım için kilo verdim. Hayatımın her döneminde balık etli oldum. Severdim de balık etli olmayı, bir sıkıntım yoktu. Ama bu iş için zayıflamam gerekiyordu, zayıfladım. İki-üç kilo daha vereceğim.

İhtimal

Print Friendly

Kobay

Efsane_etrafogullari

Serenegas Hanım ile bu sabah yaptığımız ”İkizler” blog’taki sohbette ikizler ve hamilelik hakkında espiriyle karışık konuşuyorduk. Erkeklerin hamilelikleri hakkındaydı bu konuşma sonrasında birden 93 senesinde kobay film geldi aklıma…

Yapım: 1986 ~ Türkiye
Tür: Dram, Komedi
Yönetmen: Müjdat Gezen
Oyuncular: Müjdat Gezen, Kostas Papanastasiou, Lothar Lambert, Ulrike Schirm
Senaryo: Kandemir Konduk
Yapımcı: Müjdat Gezen
Görüntü Yönetmeni: İzzet Akay
Müzik: Zülfü Livaneli

1986 yılında çekilen bu film Türk ve Alman yapımıdir Kandemir Konduk’un senaryosunu yazmıştır. Türü ise dram komedi adlandırılır. Başrol oyuncuları ise Müjdat Gezen ile üç Alman sanatçıdır. Filmin konusu Almanya’ya ilk göç haraketleri ve Türklerin Almanya’da yaşayış tarzları inceler.

Film şöyle başlar;
Asıl karakteri oynayan Müjdat Gezen Almanya’ya işçi olarak gider ve ikisi de doktor olan karıkocanın evlerine bahçıvan olarak girer. Doktorlar daha çok para kazanmak ister misin derler evet der Müjdat Gezen de, hastanede bizimle çalışacaksın derler tamam der ve Müjdat Gezen’i hastaneye götürürler.

Hastanede söz de bilim adına bilimsel deney yaparlar ve erkek hormonlarıyla oynayarak erkeği hamile bırakacaktır ve bunun için kobay ararlar. Müjdat Gezen’e teklif ederler fakat yalan söyleyerek. Hastanede bir oda tahsis ederler başlarlar ameliyata ilk önce bir başka kadından alınan yumurtalıkları döllerler Müjdat Gezen’nin içine yerleştirirler, hamile kalır Müjdat Gezen. Sekiz aylık olur doktorlar arasında konuşurlarken şans eseri duyar, çıkar cama ve ben sizin gibi insanlığa çocuk doğuracağıma ölürüm der camdan kendisini atar.

20 Ağustos 2011

Efsane Etrafoğulları

efsane_mühür-etraf.info

Print Friendly

Büyük Hesaplaşma

delikanli

Büyük Hesaplaşma ~ Heat
Seçenek: Türkçe Dublaj izle
Filmin Yapımı: 1995 ~ ABD
Filmin Türü: Aksiyon, Suç
Film Süresi: 2 saat 51 dakika
Oyuncu Kadrosu: Al Pacino, Natalie Portman, Robert De Niro, William Fichtner, Val Kilmer

Filmin konusu kısaca şöyle: Miami Vice ile televizyon tarihinin en önemli polisiye dizisini gerçekleştiren Michael Mann, suç dünyasını en iyi yansıtan filmlerden biriyle çıktı karşımıza. Kovalanan, ekibiyle birlikte büyük soygunlar gerçekleştirilen usta bir soyguncu Neal McCauley’dir. (Robert De Niro) Kovalayan ise başarısız bir evliliğin içindeki inatçı ve akıllı polis dedektifi Vincent Hanna’dır. (Al Pacino)

Los Angeles dekorunda birbirine çok benzeyen ve aslında başka şartlarda iki iyi dost olabilecek bu iki sıkı adam arasında büyük bir kovalamaca yaşanıyor. Birbirleriyle sadece iki kere yüzleşiyorlar. Birincisinde kahve eşliğinde güzel güzel sohbet ediyorlar, ikincisinde ise birinin ölmesi gerekiyordur. Michael Mann’in epik suç filminin tamamı gerçek mekanlarda çekilmiş. (Tam 125 tane mekan kullanılmış) Ünlü sokak çatışması sahnesi bile Los Angeles’ın en işlek caddesi trafiğe kapatılarak gerçekleştirilmiş. Kaçırılmayacak sahneler var.

Baba serisini, conairi ve büyük hesaplaşmayı izlememişseniz boşa yaşıyorsunuz ölmeden seyredilmesi gereken 100 film içinde yer alıyorlar.

00.32
07 Temmuz 2011

Delikanlı

Print Friendly

Aşk Doktoru

delikanli

Yönetmen: Andy Tennant
Senaryo: Kevin Bisch
Oyuncular: Will Smith, Kevin James, Amber Valletta, Rebecca Mader, Maria Thayer, Robinne Lee, Jenna Stern, Julie Ann Emery, Alexa Lane, Eva Mendes, Paula Patton, Jeffrey Donovan, Michael Rapaport, Michelle Dibenedetti, Adam Arkin, Jennifer Pedersen, Kevin Sussman, Caprice Benedetti ve Brielle Barbusca
Filmin Türü: Komedi, Romantik
Orijinal Adı: Hitch
Yapımcı Firma: Columbia Pictures
Yapım Yılı: 2005
Yapım Ülkesi: ABD
Orijinal Dili: İngilizce
Filmin Süresi: 115 dakika
Vizyon Tarihi: 18.03.2005

Romantik komedi türünde olan filmin kısa özeti ise şöyle:

Alex “Hitch” Hitchens sayısız erkeğe, hayallerinin kadınına nasıl yaklaşıp, onu nasıl elde edeceklerini öğreten New York’lu efsanevi bir “randevu doktoru”dur. Onun felsefesine göre, erkeklerin sadece üç randevuda diledikleri kadına kendilerini gösterip, ona ulaşma imkanı vardır. Kendine göre imkansız bir aşka tutulmuş olan Albert aşk acısı çekmektedir.

Oysa ironik bir şekilde, kadınlar konusunda şansı ne kadar açık olursa olsun, Hitch’in hayatında özel bir kadın yoktur. Kolej yıllarında yaşadığı bir gönül yarası nedeniyle hala kırgındır; bir daha hiç aşık olmamaya ve bu nedenle üzülmemeye yemin etmiştir. Ama Allegra Cole isimli çekici bir ünlüye vurulan alçakgönüllü muhasebeci Albert’a yardım ederken, hayatının kadınını bulur. Bu, Allegra’nın her hareketini izleyen dedikodu köşesi yazarı güzel ve zeki Sara Melas’tan başkası değildir. Hitch’i tanımaya başladıkça Sara’nın da fikirleri değişecek ve aralarında güzel bir aşk doğacaktır.

18 Ağustos 2011

Delikanlı

Print Friendly

Baba Serisi

delikanli

Türü: Suç, Dram
Yönetmeni: Francis Ford Coppola
Oyuncuları: Al Pacino, Marlon Brando, Diane Keaton, Robert Duvall, James Caan
Müzik: Nino Rota, Carmine Coppola
Süresi: 2 saat 55 dakika

Al Pacino, uzun süren sinema kariyeri boyunca, Hollywood’un baş aktörlerinden biri olarak görülen Al Pacino, 25 Nisan 1940′ta New York, Doğu Harlem’de dünyaya geldi. Oyunculuk dersleri alan Pacino, zaman zaman çıktığı gösterilerde oyunculuğunu geliştirdi. 1966 yılında Actors Studio’da eğitim için hak kazandı. Daha sonra James Earl Jones ile çalıştığı The Place Creep’de rol aldı. 1967-68 tiyatro sezonunda zalim bir sokak serserisini oynadığı The Indian Wants the Bronx ile Obie Ödülleri En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı.

Marlon Brando, küçük yaşta tiyatroya başlamış olan aktör, New York’ta Lee Strassberg, Elia Kazan ve Emir Zahirovic’den senelerce oyunculuk dersi almıştır. Ancak kendisi üzerinde en önemli etkiyi Stella Adler’in (dolaylı olarak ünlü Rus tiyatrocu Stanislavski’nin) yapmış olduğunu ısrarla belirten Brando, Actors Studio’nun kurucularından olmasa da 1952′den itibaren stüdyonun dünya çapında ün kazanacağı dönemde başında bulanan Lee Strasberg’in kendini hocaların hocası gören kibirli tavrı karşısında hep muhalif olmuştur. Oyunculuk hayatı üzerinde, bir zamanlar Henry Fonda’yı sahnelere kazandıran tiyatrocu annesinin etkisi olduğunu da yadsımaz. “Hala Hollywood’da bulunmamın tek nedeni parayı reddedecek ahlaki cesaretimin olmayışıdır” diyecek kadar cesur, 1972′de The Godfather filmiyle aldığı Oscarı reddedecek kadar da asi biriydi.

Tam benim sevdiğim türde olan filmin kısa özeti ise şöyle:

İtalyan bir aile olan Corleone’ler, Amerika’ya yerleştiklerinde etrafındaki ufak çaplı çetelere para vermek zorunda kalırlar. Zaman içinde buna karşı önlem alacak olan aile bireyleri işleri tersine çevirecektir. Bu konuda başarılı olduklarını gördüklerinde ise Amerikan tarihinin en korkusuz mafya ailesini oluşturacaklardır.

Tarihin en iyi filmleri arasına adını altın harflerle yazdırmış olan, mutlaka izlemesi gereken filmler listesine giren ve ders niteliğinde literatüre geçen Baba Filmlerini seri olarak sinemaseverin izlemenizi tavsiye ediyorum.

Delikanlı

Print Friendly

1312761101_1305371511_vnkmzp

807572576377255894113d_avatar-800x600-480x360

Eveeet geldik dananın kuyruğunun koptuğu yereee…
Arkadaşlar piyasada bir 3d televizyon furyasıdır gidiyor. Tabii elektronik hastalığım olduğu için beni de esareti altına aldı. Ben Televizyon alırken bu zikkımlar 4,5- milyar civarındaydı. O kadar paraya değmez deyip almadım. Gittim 40 inch samsung led tv aldım. Ancak Led tv lerin havası da çabuk söndü. Neymiş 3D televizyon. E ne kadar fiyatı var 3 ten başlıyoo. E napıcaz, yapcak bişi yokk zevk almaya bakacan dediler.
E o zaman dedim ben size gösteririm. Girdim Hazreti Google’ye sordum sorumu 3D film nedir nasıl seyredilir. Yüzlerce yorum okudum, tam iki hafta arştırdım, sağa sola sordum. Yanıt? Bir kısmı 3D televizyon alman gerekiyo diyor, bir kısmı yok efendim 3D bluray oynatıcı işini görür diyor. E fiyatlara bakıyorum bana fazladan nerden baksan 3-5 gözüküyor. Dedim bizde Türk zekası var bu işi çözeriz bişi uydururuz elbet.

Şimdi Öncelikle internetten (Hepsiburada.com) 10 tl lik iki gözlük aldım.
youtubede 3 boyutlu görüntülere baktım online olrak fena değil ama bu 3d Tv lerin özelliği ne o zaman diye düşündüm. Birkaç tane 3D görüntü elde etme tekniği var. Birincisi aynı filmi hem cyan (mavi, cam göbeği) hem de kırmızı renkte iki filmi üstüste gelecek şekilde görüntüye veriyorlar. Siz seyrederken iki film arasında oluşan derinlikten 3 boyutu algılıyorsunuz. Ancak bununla da yetinmemişler. İki aynı iki filmi bir şekilde yan yana SBS (Side by side) ya da over-under alt üst olacak şekilde yerleştirip aradaki derinliği vermişler. Gittim internetten sbs film diye indirdim. Bilgisayarda açtım ama yan yana iki görüntü… Bir türlü birleştiremiyorum. Gözlerimi şaşı ettim bilmem ne yaptım olmadı. Araştır bakalım soruştur bakalım kimseler bilmez… Derken dedim olum Patozaf sen yaparsın bu işi hele biraz daha kurcala….
Kurcalarken kurcalarken sonunda buldum. Stereoscopic player diye bir program var bu iki görüntüyü birleştirmeye yarıyormuş indirdim, önceleri pek bişi anlayamadım kurcalarken kurcalarken halletim sonra görüntü işini birleştirdim ama inanılmaz görüntüler var. Bir avatarı indirdim. 28 gb lık film Blue-ray 1080p lil bişi açtım bu programla… Anammmm görüntü nefissss… Taktım gözlüğü yavvvrum benim beeee görüntüye bakkk. Ama bilgisayar ekranında olmuyor ki bu napcaz. Hadi olum zafzaf bir aşama daha kaldı bu ekranı televizyona da bağladın mı tamamdır. Hemen daha önceden aldığıum HDMI kablosunu bilgisayarın arkasına taktım diğer ucunu da televizyona. Aman Allahım işte buuu 106 ekranda o kadar güzel görünüyor ki anlatamam… İşte o gün bugündür internetten habire half sbs film indiriyorum merak edenlere program linki ve film indirme adresini yollayabilirim. Sevgiler saygılar…

08 Ağustos 2011

Patozaf

Print Friendly

İncir Reçeli

Paraf

Bugün çok sevdiğim bir arkadaşımın ısrarı üzerine İncir Reçeli filmini izledim. Romantik aşk filmi sevenler için kaçırılmayacak bir film. Bu filmde insanın sevdiğine dokunabilmesinin ne kadar büyük bir nimet olduğunu bir kez daha anlayacaksınız.

İncir Reçeli Film Özeti:

Metin 30’lu yaşlarında hayatını TV’lere skeç yazarak kazanan bir adamdır. Monoton bir yaşam sürerken hayatını değiştirecek kadına rastlar. Duygu 25 yaşında ve Metin’den sürekli kaçmaktadır, Metin bu duruma üzülürken karşılaştıkları bir anda Duygu Metin’e neden kaçtığını açıklar. Bence filmin asıl başlangıç yeri burası ve o andan itibaren hayata bakışı değişir. Duygu ve kaçma sebebinin peşine düşen Metin yanılgı üstüne yanılgılar yaşar.

Sizlere film hakkında daha çok bilgi verebilirim ama film için emek verenlerin emeğine saygısızlık olsun istemediğimden özeti kısa kesiyorum. İzlerken hangi sahnelere dikkat etmeniz gerektiğini sıralayabilirim.
Bence Duygu’nun elinin kesildiği sahne, Metin’in gitarla şarkı söylediği sahne bir de Metin’in Duygu’dan önceki sevgilisi ile otururken arkadaşı ile yaptığı bir konuşma var orada bayanın yüz ifadelerini kaçırmamalısınız.

Filmi kesintisiz izlemek için burayı tıklayınız.

Orjinal Adı: İncir Reçeli
Tür: Dram, Romantik
Dil: Türkçe
IMDB Puanı: 3.2
Ülke: Türkiye
Vizyon Tarihi: 2010
Yönetmen: Aytaç Ağırlar
Oyuncu: Hasan Yalnızoğlu, Melike Güner, Mustafa Uzunyılmaz, Sinan Çalışkanoğlu

17 Temmuz 2011

Paraf

Print Friendly

Paraf

Dünyada tesadüf diye bir olay yok ama film işte başlığını öyle koymuşlar bana kalsaydı asla bu başlığı kullanmazdım. Filmi dün izledim kolay kolay hafızamı terk edemeyecek bir film.

Aşk Tesadüfleri Sever” filmi inanmayacaksınız ama Müslüm Gürses‘in seslendirdiği bir şarkı ile başlıyor. Önce kulaklarıma inanamadım ama dinleyince artık yapacak bir şey yoktu. Şarkının sözleri gerçekten nefisti.

Aşk Tesadüfleri Sever

Aşk tesadüfleri sever
Kader ayrılıkları
Yıllar geçmeyi sever
İnsan aramayı

Güller açmayı sever
Zaman soldurmayı
Eller birleşmeyi sever
Yollar ayrılmayı

Herkes geçmişi öder
Bir yol ayrımında
Başlamak istersen
Yeni bir hayata
Gölgeni yedek
Bırak ardında

Hayat tekrarları sever
Yeniden başlamayı
Kuşlar dalları sever
Kanatlarsa uçmayı

Müslüm Gürses

“Aşk Tesadüfleri Sever”, doğumlarından itibaren çocukluk ve ilk gençlik yılları boyunca yolları Ankara’da kesişen, 2010 yılında İstanbul’da tanışan Özgür (Mehmet Günsür) ve Deniz’in (Belçim Bilgin) birbirlerine doğru ve engellerle dolu aşk macerasını anlatırken, bir yandan da geri dönüşlerle onların bugünlerini yaratan dönemlere uzanıyor. Film, Türkiye’nin 70’li, 80’li, 90’lı ve 2000’li yıllarını ziyaret ederek, o yılların artık unutulmaya yüz tutmuş popüler kültür öğelerinden, müziklerinden, yaşam biçimlerinden ve alışkanlıklarından besleniyor.

“Aşk Tesadüfleri Sever” pek çok gerçek hikayeden yola çıkılarak derlenmiş olaylar bütünüyle; İstanbul’dan Ankara’ya yaptığı nostaljik yolculuğun içinde izleyiciye doyurucu, duygusal, yıllarca akıllardan çıkmayacak bir aşk filmi. Ben beğendim sizlere de tavsiye ediyorum. Gerçi ben seyretmek için geç kaldım çoğunuz benden önce izlemişsinizdir olsun ikinci kez izleyin.

05 Temmuz 2011

Paraf

Print Friendly

Karayip Korsanları

Paraf

Dün akşam sinemaya başrollerini Johnny Depp, ve Penélope Cruz’un paylaştığı Karayip Korsanları filmini izlemeye gittim. Bu blogu size filmi şiddetle tavsiye etmek için yapmıyorum bunu baştan belirtmeliyim. Benim için çok verimli bir film değildi bir de ilk yarı sonrasında salona geri döndüğümde salonun ilk yarıdan daha fazla kişi ile dolu olduğunu görmek beni oldukça şaşırttı. Kısacası salonda korsan izleyiciler vardı.

Klimaya da değinmeden geçemeyeceğim çünkü benim için gecenin unutulmazlarındandı. Dondum hatta eve gider gitmez ayağıma çorap giymenin hayalini bile kurdum ancak eve geldiğimde saunadan farksız olduğundan çorap giyme hayalim de suya düştü.

Kısaca size filmi de özetleyeyim:

Malum Korsan kişi hayat pınarı denilen ömrü uzatan suyun yani ölümsüzlüğün çeşmesinin peşinde, herkes o suya ulaşmaya çalışıyorken yaşanan macerayı anlatıyor. Suyu içmek kime nasip oldu dersiniz? Tabii ki Korsan’ın sevgilisi suyu içip muradına eriyor. Özeti kısa oldu diyenler olabilir olsun desinler.

Özet içine alınacak bir unsur vardı da ben mi almadım film bu kadar işte inanmayan gidip izlesin.

25 Haziran 2011

Paraf

Print Friendly

Emre

Yönetmenliğini Armağan Büyükkarakaş’ın, etkileyici müziğini ise Yeni Türkü ve Selim Atakan’ın üstlendiği bu kısa film terk edilen hayvanların dramını bir şekilde anlatıyor…

Terkedilmek Tüm Canlılara Aynı Acıyı Verir

Kısa filmi gerek web siteleriniz üzerinden kullanmak gerekse ilgili basın kuruluşlarında yayınlatmak için HAYTAP’tan izin almanıza gerek yok. HAYTAP üyesi olsun olmasın tüm ilgili kişiler okullarda, yerel televizyonlarda, derneklerinde, otobüs ve tren terminallerde, büyük alışveriş merkezlerinde, sinemalarda, verecekleri her türlü konferanslarında kullanabilirler, çoğaltabilirler.

Diye gerekli açıklamayı da yapmışlar.

Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP), hazırladığı görsel projeyle hayvan haklarına dikkat çekmeyi planlıyor.

02 Nisan 2011

Emre

Print Friendly

Kader Ajanları

esinti

Uzun yıllar önce kendimi ipleri başkasının elinde bir kukla gibi hissederdim. Sonraları bu duyguyu defalarca tekrar tekrar yaşadım. Evet, berbat bir duygu ama her şeye olduğu gibi buna da alışıyor insan…

Öyle anlar gelir ki eliniz kolunuz bağlıdır yapmanız gerekeni bilir ama yapamazsınız. Hiç olmadık birçok engel çıkıverir karşınıza. Sadece duygusallıkla alakalı değil elbette hayatın birçok bölümünde işte evde veya sıradan bir çok olayda bile garip engeller ve kişiler dikiliverir karşınıza. Kader dersiniz bazen de isyan edersiniz kader dediğimiz şeye. Gerçekten istemek ve sevmek anahtar budur aslında hepimiz biliriz de savaşmaya gücümüz yetmez ya hani, işte o an asıl vazgeçişi yaşarız. Seçtiğimiz hayatlar mı bunlar acaba?

Bir çok soru birikmişken önümüzde neyi neden yaşamak zorundalığımızı anlamak kendini bulmak gibi belki de ve hayatın ipine sıkı sıkıya tutmak riski göze alabilmek mesele sadece bu. Hayatının alt üst olacağından korkanlar nereden biliyorsunuz altının üstünden iyi olmadığını veya olamayacağını diyor ya Şems Tebrizi haklı hem de çok haklı. Yaşamak ve görmek lazım tam teslimiyette bazen yetemiyor insanoğluna…

Bu filmi izlerken hop oturdum hop kalktım aslında beni bana anlatır gibiydi bir çok sahne. Kukla gibi yaşamak mı teslimiyet yoksa başka bir şey mi bilemiyorum allak bullak olmuşum şu an taşlar fena halde yerinden oynadı yine ve yeniden… Farkındalıklar birçok insanda var demek ki yalnız değilim bunu hissettim ve çok mutluyum uzun zamandır kapalı kalan o pencere tekrar açıldı. Diğer pencereler kapanabilir bir süre ben bu pencereden bakmalıyım artık.

Umarım siz de izlersiniz.

Kader Ajanları

Esin Dinçelli

Print Friendly

Tal

Türkiye’de yıldız olmak ne kadar kolay değil mi? Tutulan bir dizide rol olan oyuncular bir anda Türkiye’nin gündemine oturuyor ve kısa sürede tanınıyor işte bir örnek daha oysa sanatçının bundan önce birçok çalışması var.

Behzat Ç. Karakterinin dizide kullandığı replikler çok tutuldu. Neden bu repliklerin tutulduğu konusunda tartışabiliriz. Kimisi günlük hayatı yansıttığı için, kimisi de kendine yakın bulduğu için sevmiş.

Telsiz

Harun: Seviyorum merkez!
Merkez: Merkez dinlemede.
Harun: Seviyorum merkez! Seviyorum diyorum anladın mı? Seviyorum merkez!
Merkez: Anlaşılmadı tamam.
Harun: Lan biriniz de anlayın be! Seviyorum merkez, seviyorum anladın mı? Seviyorum!

Komşu kızı

Behzat: Oğlum sen niye kolladın bu kızı? Öyle insanlık falan dersen şişeyi kafana yersin!
Hayalet: Yok be amirim, bizim insanlığımızdan ne olur. Bu eskiden komşumdu benim…

Pilates

Behzat Ç: Ne yapıyosun sen?
Şule: Pilates yapıyorum.
Behzat Ç: Neden?
Şule: Bunu yapan insanların psikolojisini anlamaya çalışıyorum.

Aşk

Harun: Ama seni ben seviyorum, o sevmiyor. Gerçek aşk şudur budur.
Eda: Olmaz Harun, yapamam. Olmaz.
Harun: Ben senin için sabahlara kadar past continuous tense çalıştım Eda!

Kolbastı

Şule: Bir anketimiz var katılır mısınız?
Behzat Ç.: Neymiş?
Şule: Hangi müzik türü olmasa da olurdu?
Behzat Ç.: Kolbastı.

Apaçi dansı

Harun: Sen böle bir absürd dansediyon, Apaçilik var mı sende?
Dansçı: Yok abi…
Harun: Var var, Apaçilik var sende

Photoshop

Harun: Ooo Şulecan hoş geldiniz. Şöyle bir fotoğrafımızı çekin yakışıklı olalım ya.
Şule: Ayıp ettin Photoshop diye bir şey var.
Harun: Tamam parası neyse veririz.

Risk alma

Selim: Amirim size bir paket geldi. (sallıyor)
Behzat Ç: Ne paketi ya la o?
Selim: amirim bomba olabilir mi, bomba imhayı çağırayım mı (sallamaya devam ediyor)
Behzat Ç.: La oğlum sen salak mısın?
Selim: ?
Behzat Ç.: İnsan bomba olduğundan şüphelendiği paketi sallar mı?

Nezaket

Metrodayız…
Bir yolcu: Evladım ayıp değil mi?
Harun: Ne ya?
Yolcu: Baksanıza kızcağız hamile. Besili adamsın. Kalk da yer versene.
Harun: Ben şişman sandım amca. Pardon, buyrun.

Kurtarmak

Harun: Sen ne güzel bi kızsın be… Kurtarayım mı seni bu hayattan?
Larissa: Sen kendini kurtar.

Tal

Print Friendly

Ciğerlerinize Dolan Suyu Hissettiniz Mi?

aa

Önce benim yorumum, ardından film detayı aşağıda.
Bugün Sanctum filmine gittim. Aslında eyvah eyvah’a gidecektim ancak yer yokmuş. Ben de henüz adını yeni duyduğum bu filme gittim. Film 3 boyutlu. Adını ezberlemek zor ancak film unutulmaz.

aa

Film 3 boyutluydu ve şu ana kadar yaşadığım gördüğüm en iyi 3 boyut vardı. Çok iyi kullanılmıştı. Diğer filmlerde hep gözlük çıkarıp izlerdim gereksizdi 3D. Ancak bu filmde 3d size suyun altında olmayı o atmosferi yaşatabiliyor.

aa

Film heyecanlı, gerilimi yüksek, kimi zaman duygusal bir filmdi. Özellikle son sahnelerinde ağlayan bir çok kişi gördüm. Filmi adeta yaşamıştık. Nefes alamama sahnelerinde resmen benim de nefes alamadığım oldu. Kısacası kesinlikle tavsiye ederim.

Yalnızca aydınlatma hataları biraz var. O da gerçek mağaralarda çekimler gerçekleştiği için yansıma yönünden hoşgörülebilir bir hata. Filmin en güzel özelliğinden bahsetmeden geçemeyeceğim.

Film gerçek bir hikayeyi anlatıyor. Kimi zaman umutsuzluğu kimi zaman o gerilimi kimi zamansa o anda yaşanan hüzünlü duyguyu. Sevdiklerini kaybetme duygusunu. Ölüm duygusunu.

Son yorumum: Bu filmi izledikten sonra denizden, mağaralardan, dağların altından geçmekten korkabilirsiniz.

Fragman

aa

Sanctum’da dünyanın en güzel ve ulaşılması en güç mağara sistemlerinde keşif gezisi yapan bir sualtı mağara ekibinin öyküsü anlatılıyor. Bir tropik fırtına, sualtı ekibini yeraltı mağaralarının derinliklerine sürükleyince macerada başlamış oluyor. Filmde Richard Roxburgh(Moulin Rouge, Görevimiz Tehlike), Rhys Wakefield(Broken Hill), Ioan Gruffedd(Fantastik Dörtlü), Alice Parkinson( X-Men: Wolverine) oynuyor. Yönetmenliği ise Alister Grierson yapıyor.

Yapım:
2010 ~ ABD, Avustralya
Tür:
3 Boyutlu, Aksiyon, Dram, Gerilim, Gizem, Macera
Yönetmen:
Alister Grierson
Oyuncular:
Richard Roxburgh, Alice Parkinson, Christopher Baker, Allison Cratchley, Dan Wyllie, Rhys Wakefield, Andrew Hansen, Cramer Cain, John Garvin, Nea Diap, Nicole Downs, Sean Dennehy

aa

Senaryo:
John Garvin, Andrew Wight
Yapımcı:
James Cameron, Brett Popplewell, Ben Browning, Andrew Wight, Ryan Kavanaugh, Aaron Ryder, Peter Rawlinson, Michael Maher
Görüntü Yönetmeni:
Jules O\’loughlin, Jules O’loughlin
Müzik:
David Hirschfelder, Paul Clark
Filmin Websitesi

Süre:
1 saat 49 dk
Gösterim Tarihi:
04 Şubat 2011 (Türkiye)

Oğuz

Print Friendly

Muhteşem Yüzyıl

Yayınlanan her bölümü ile gündemi sarsan ve tartışmalara sebep olan bir dizi ile yine karşınızdayım. Muhteşem Yüzyıl.

Dizi kostümleri ile olsun tarihi yansıtan konusuyla olsun oyuncularıyla her şeyi ile tartışılıyor.

Bir imparatorluğun kaderine yön veren bir aşkın hikayesi…

Ben dizi izlemem diyenleri de televizyona bağlamış durumda olan dizi tarihi sevmeyen ilgi duymayanlara da ilgi ve sevgi aşılıyor.

Üstelik tarihi kitap okuyan okumayan herkes tarihi kitaplara ilgi duymaya başlamış ve bu tür kitap satışlarında patlama gerçekleşmiş.

Dizinin bunda büyük payı olduğunu söyleyenlerin haklı olduğunu düşünüyorum.

Dizide, Osmanlı’nın en geniş sınırlara ulaştığı sırada Kırım’dan cariye olmak için yola çıkan bir genç kızın yani Moskof Cariye Hürrem’in oğlunu tahta oturtmak için verdiği mücadele ve yaptıklarıyla bir imparatorluğun kaderine yön verişi ele alınıyor.

Dizide tarihin yanlış lanse edildiğini düşünmek ya da tartışmak çok manasız geliyor sonuçta bu sadece bir dizi gerçekleri yansıtan bir belgesel olduğu iddia edilen bir yapım değil.

Oyuncu kadrosu da çok güzel.

Dizide İbrahim’i Okan Yalabık, Hürrem Hatunu Meral Okay, Kanuni Sultan Süleyman’ı Halit Ergenç ve Valide Sultan’ı Nebahat Çehre oynuyor.

Oyunculuklarına söylenecek bir söz bulamıyorum.

Dizinin kostüm ve aksesuarlarına da ilgi oldukça büyük.

Dizinin yanlışı doğrusu tartışılana kadar gerçek tarihi öğrenmek için insanlara okumaya araştırmaya yönelttiği için emeği geçenlerin böyle bir projeye imza atıp hayata geçirenlerin takdir edilmesinden yanayım.

İhtimal

Print Friendly

Tüm laptop fırsatları için tıklayın !