Çöle inen bir nurdu O
Yaratandan belgelerle
Haber veren kıyametten, insan olana
Cennetten ve özgürlükten
Kutsal müjdelerle gelen
Merhametin, adaletin, direnişin peygamberi…
Bulutların ve göklerin
Yollarına eğildiği
Sözleri evrenin nabzında atan
O ki, Allah’ın en güzel hediyesi
Ve etrafında halka halka
Allah’ın çağrısına gelenler
Bağlılığın, yürekliliğin, dirilişin ufukları
Putlara başkaldıran, aynı acının çocukları
İşkenceden, Bedir’den, Uhud’dan birer belgedir
Yaraların damar gibi sardığı bedenleri…
Allah’ın peygamberine siper olanlardır onlar
Hep O’na dönüktür
Habercilerin en güzeline dönüktür
Yüzleri…
Gittin de söyle yarim;
Söyle sen neler buldun.
İsmimi bile artık,
Duymak istemiyormuşsun.
Zalimsin sen yarim,
Duydum ki çok mutsuzsun.
Mavişim gözlerini;
Bu kez kanla doldurmuşsun.
İlk gördüğüm anda seni,
Vurulmuştum ben sana,
Nedense pek bir havalı…
Gelmiştin işte o anda;
Aşkı ararken bitanem,
Tanrım çıkardı seni karşıma.
Çarpıldım seni görünce;
Kalbim ne diyor bak iyi dinle.
Gel baştan yazalım ikimize göre aşkın kitabını birtanem,
Elalem söylensin dursun, biz aşkımızı yaşayalım
Çekelim kırmızı çizgimizi, uymayana zulüm edelim.
Es verelim arasıra, sonra sil baştan devam edelim.
Rastgele bir konu seçelim kendimize, başrolü biz oynayalım.
İsteyen figüran olsun, istemeyeni seyirci yapalım.
Mutlu son olarak da bitanem.
Bizi ayırmaya kalkanlara;
Münasip bir yerimizle gülüp geçelim.
Belki birgün bende birini seveceğim, İçim yanacak belki, belki de küle döneceğim… Terk edilip acısını çekeceğim, Aşka, sevgiye tövbe edeceğim… Nedensiz boş yere meyhanelerde gezeceğim, Eğilip dizlerimin üstüne son bir kadeh daha içeceğim… Mahvedeceğim hayatımı, belki de canımdan vazgeçeceğim…
Esip gürlese, bu saatten sonra kasırga da olsa rüzgar… Sensiz geçirilen ne ilk olacaktır ne de sonbahar… Ramak kalmışken ölümüme, Arar bulursun artık mutluluğu, bir başkasının kalbinde…
Ansızın görüp sevdiyse ne denir bu gönlüme…
Şuurumu kaybetmişim o anda ben, seninle…
Kifayetsiz kalıyor bak, anlatırken kelimeler…
Issızlaşıyor yine sensiz geçtikçe geceler,
Ladesi bilerek kaybettim, kalbini kazanma uğruna…
Oluruna bırak diyor kimileri, ne derlerse boşuna…
Ve sana söz birtanem, kimseyi sevemem senden başka…
Ellerin varken ellerimde, bir başkası haram bana…
İki gözüm, iki çeşme
Ağlıyorum bir köşede,
Bak ne haldeyim şimdi
Paramparça bir halde…
Seni sensiz yaşarken, bu deli gönlüm
Şu sıralarda bak son deminde ömrüm,
Paramparça bir resmin var, şimdi ellerimde
Ve seni özleyen biri var, birisi var geride…
Bilmem farkında mısın, bitirdin sen hayatımı
İstememiştim oysa ben, seni sensiz yaşamayı…
İtiraf etmeliyim galiba, oynuyorum yalnızları
Nasıl bıraktın da gittin, bana sen bu acıları…
Kalbime gömdüm ben, acıyı tüm dertleri
Perişanım şimdi ben sensiz derbeder bir haldeyim.
Ağlamaktan gecelerce yorgun düştü bak gözlerim…
Sadece seni bitanem, hep ama hep seveceğim…
( Ömrümün sonuna dek bekleyeceğim… )
Yaşamın anlamını, küçükken öğrendim ben
Kaybettim benliğimi, yarın bize gelsen sen.
Seni çok seviyorum ama beni bir de dinlesen
Bırakıp da inadı, başlar mıyız yeniden?
Kalbime gömdüm ben acıyı tüm dertleri
Atamadım ben bir tek beynimdeki düşünceyi…
Kandırdın yıllarca, hem kendini hem beni
Değerin yok gözümde, bak oldum ben bir zır deli…
Boş ver be yaşı başı
Gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver
Şöyle atıp koyu grileri siyahları sabahtan
Sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna
Ondan haber ver
Koyma bir kenara yüreğini
Aç kapılarını
Gelene geçene yol verme, girsin diye içeri
Ama gömme başını toprağa
Bir çift güzel göz uğruna.
Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda
Ama aklını kaybedecek kadar bir aşk varsa avuçlarında
Bırak bırak aksın yollarına
Yağ geç yık geç
Kimse inanmazsa inanmasın, sen inan yüreğine
Hem ona geçmezse kime geçer sözün
Büyü büyü bak ellerin ayakların kocaman
Aklında maşallah yerinde
Eee ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye
Akıllı ol, yüreğin gelir peşinden
Boş ver yaşı başı
Aşk var mı aşk sen ondan haber ver
Takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere
O çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün
Atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü öl gitsin
Parayı pulu savurup bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin
Savrul gitsin
Boş ver be yaşı başı kim tutar seni kim
Kendi yüreğinden başka kim
Aklını al da öyle git
İster bir duvara ister bir odaya ister kıra bayıra vur da git
Dert etme ellerini
Onlarda gelir seninle bırakmadıkça birine
O biride o biride gelir gerçekten istediğin oysa
Seveceksen ve öleceksen uğrunda
Yaşa be yaşa da öyle git gideceksen toprağa
Yaş yetmişe gelse bile hayat daha bitmemiş sen mi biteceksin
Çekeceksen bile bayrağı,
Yaşadım ulan! Yaşadım ulan dibine kadar, diyemeyecek misin?
Çok sevdim yine yüzüm gülmedi
Adam gibi sevdim lakin sevilmedim.
İşte bu lanet yüreğim
Onca acıya rağmen
Yine sevmeyi bildi, yine üzülmeyi bildi.
Sen acı çekmeye mahkûmsun ey yüreğim
Bu feryadımı dinle
Bu yüreğimin sesi seni bitirecek ey zalim
Bu sözümü dinle…
Kalbimde derin bir yara var.
İçim durmadan kan ağlar.
Ey zalimsin sen de yar.
Ağla sen de ağla.
Benim kan ağla.
Gecende gündüzünde.
Sen de benim gibi kan ağla…
Uzun bir aradan sonra McPaRaF yani ben aranıza tekrardan döndüm. Sezon başı dolayısıyla işlerin de yoğun olma sebebi ile pek aranızda olamadım malum çalıştığım okul değişince işler çoğaldı ve işlerin yarısını bitirdim artık zaman buldukça aranızda olacağım. Saygılarımla McPaRaF
Selam Sevgili Etraf tutkunları…
Yine, yeni bir çalışma ile karşınızdayım. Aslında siz beni duyduğu her söze, gördüğü her bayana yaptığı akrostiş şiirlerle tanıyordunuz. Ne olduysa 2011 yılı itibariyle bambaşka bir kimliğe büründüm ( bende anlamış değilim açıkcası ) Bu konuda verdiğiniz destekten ötürü sizlere teşekkürlerimi sunarım… Saygı ve Sevgilerimle…